doğa ile ilgili sohbet yazıları

12SÖYLEŞMEYE BAĞLI ANLATIM Sohbet, röportaj, monolog, hikâye, roman ve tiyatro gibi edebi türlerde kullanılan bir anlatım türüdür. Bulunamadı: puana DoğanCüceloğlu Resmi web sitesi , kitapları, yazıları, güncel konular hakkında görüşler ve kullanıcı yorumları,İnsan İnsana Anlamlı, coşkulu ve özgür bir yaşam DOĞAismi yazılı resimleri, DOĞA yazıları şekilli, DOĞA yazısı şekilli. Sponsorlu Bağlantılar. Yumurta Kırılırsa ile ilgili Komik Resim. UygulanacakMerkezi Sınav ile Giriş Sınavlarına İlişkin Usul ve Esaslar hakkında Yönetmelik'in İlgili Maddeleri Uyarınca “Öğretim Elemanı” Alınacaktır. Başvurular, ilan tarihinden itibaren 15 gün içinde, Üniversitemiz İnsan Kaynakları Daire Başkanlığı' na şahsen/posta yolu ile yapılabilir. Trolltunga ile ilgili yazımı okumak için tıklayın. Benim bacaklarımla ilgili bir sağlık sorunum olduğundan ona katılamadım. Ben de Lofthus çevresindeki orta zorluk derecesinde bir yürüyüş rotası seçtim. Önce elma, armut ve erik bahçeleri, sonra da çam ormanları içinde fiyord manzaralı yürüyüş benim için yeterli oldu. Site De Rencontre Au Quebec Canada. Siz yetişkinler ne kadar rahatsınız... Üretmeden tüketiyorsunuz. Hava bedava, su bedava, güneş, gökyüzü bedava. Okyanuslar ve deniz bedava. Ormanlardaki huzur, kuşların cıvıltısı bedava. Ağaçtaki meyve, dalındaki çiçek ve o çiçekten topladığı özütleri bal yapan arı bedava. Sütünü içtiğiniz inek, yününü giydiğiniz koyun, tüylerini yastık yaptığınız kuşlar bedava. Oh yan gel yat, Öyle mi? Cidden bedava mı sanıyorsunuz? Aşk olsun! Kimin adına ağaç kesiyorsunuz? Kaynağında kuruttuğunuz sularımızı kimin adına har vurup harman savuruyorsunuz. Su kaynakları kuruduğu için binlerce hayvanın susuzluktan öldüğünü, belki de yüzlercesinin ilerde neslinin tükeneceğinin farkında mısınız? Sıra biz insanlara geldiğinde mi akıllanacaksınız? Doğaya attığınız plastiklerle dünyamızı kimyasal çöplüğe çevirdiniz, neden? Ormanları yakarken düşünmediğiniz canların; sizinkinden önemsiz olduğunu mu sanıyorsunuz? Doğanın beleş nimetleri sayesinde yaşadığınızı unuttunuz mu? Düzelteyim, siz beleş sanıyorsunuz; hepsinin bedelini “biz” yani çocuklar, sizin çocuklarınız, bütün dünyanın çocukları ile birlikte ödeyeceğiz. Neden? Ağaç dikmek yerine kocaman binalar diktiniz; bizi göstermelik birkaç park alanına ve evimizin balkonlarındaki saksılara mahkûm ettiniz. Neden? Doğamızı, yani her şeyimizi tükettiniz de ondan. Yok öyle! Hesap ödemeden sıvışmak yok. Sizi dinlemiyoruz, siz bizi dinleyin artık. Ayağa kalkın ve bize yardım edin. Doğayı yeniden ATA O KADAR HAKLI KİCan, birkaç ay sonra 10 yaşına girecek. Doğa ve sevgisi ile ilgili sohbet ederken sesindeki tını ve kurduğu sitemkâr cümlelerden küçük bedenindeki kocaman yüreğiyle; biz yetişkinlere vermek istediği mesajları yukarıdaki giriş yazımda tercüme etmeye çalıştım. O kadar haklıydı ki, konuştukça büyüyordu, telefonun diğer ucundaki ben küçülüyordum. Evinin balkonunda çimlendirdiği meyveleri ve yöntemlerini anlattığında çocuk aklından ziyade bir bilgenin derin izlerini taşıyordu. Ata tohumlarının öneminden bahsetti, çiftçilerimizin bilinçlendirilmesi ve desteklenmesine kadar vurgu yaptı. 5 yaşında kapıldığı doğa sevgisini borçlu olduğu TEMA gönüllüsü Tanfer Dinler’e buradan teşekkür etmemi istedi hem Can adına hem de kendi adıma teşekkür TEMELLİ RESTORANAylar önce eski Çevre sokak’taki Input’a gittiğimde restoranın vegan olduğunu sanıyordum. Sevgili Seda ile sohbetimizden sonra veganlıktan daha da öte bir tarzı olduğunu anladım. Plant Base’ yani bitki temelli beslenmek için ille de vegan olmanız gerekmiyor; sağlıklı besleme bilincine sahip olmanız yetiyor. Doğanın nimetlerini herhangi bir kimyasal katkı olmadan, doğal halleriyle tüketmenin farklı yöntemlerini öğreten atölye çalışmaları ile bilinçli beslenmek isteyenlere de yol gösteriyor Input. Bu ayın 19’unda sağlıklı tatlı atölyesi’ var ama kontenjan dolmuş. Bir sonraki eğitim Ekim’in 10’unda vegan peynir atölyesi’nde kayıtlar sürüyor. Kendi mutfağınızda, kendinize sağlıklı yiyecekler hazırlamak, kullandığınız sebzeleri sıfır atıkla değerlendirmek için biçilmiş kaftan atölyelere her bilinçli bireyin ilgi göstermesi gerektiğini düşünüyorum. Sıfır atık ve sıfır plastik’ hedefleyen Input; süt yapmak için kullandığı bademlerin posasından, badem unu ve mini baget’ler yapıyor. Sebze suyu elde etmek için haşladığı sebzeler sonrasında makarnaya sos EKŞİLİ İÇLİInput’un geleneksel yemekleri bitki temelli’ tasarlayarak sunmasına bayılıyorum. Unutmadan acuka’ ve acılı fıstık ezmesi’ efsaneleşmiş, bilginiz olun. Son gittiğimde tadına baktığım çoğunlukla orta Anadolu’ya has içli’ye de bayıldım. Çavdar ve kara buğday unu ile hazırladığı dışını; nar ekşisi ve mevsim sebzeleri doldurup katlıyor, pişiriyor ve vegan peynirle servis ediyor, DOYUM MISTACHIO’Fıstıklı sarma’ya bayılırsınız değil mi? İçindeki yağ ve şeker oranından dolayı da yerken endişelenirsiniz, yediğiniz tatlı zehire dönüşmese de keyfiniz dönüşür. Kasmayın; taze Antep fıstığı, hurma suyu ve yulafın birlikteliğinde Input’un hazırladığı; mistachio’ yerken endişeye yer yok, derin bir rahatlama ve tatlıya doyum BİR TAT CHILI BERRY’Acı biber, çilek ve elmadan elde edilen şekerle hazırlanan içeceği tattığımda; Ellili yılların unutulmaz gurubu The Fleetwoods’un come softly to me’ şarkısı çalıyordu. Şarkının ilan-ı aşk eden sözleri ile Chili Berry için düşündüklerim eşleşmişti. Nefisti ve biberin damağıma verdiği hafif acılığın çilekle armonisi fonda çalan müziği aratmıyordu. Input ekibinden sevgili Damla Eken’in keşfettiği bu eşsiz tadı denemeniz gerek, şaşıracaksınız. Bu sayfada fikir alabileceğiniz mevsimler, canlılar, doğa, manzaralar ve evren konularından biri hakkında üç dakikalık bir hazırlıksız konuşma yapınız etkinliği için bir konuşma yazısı yağış ve sıcaklık değişkenliğine bağlı olarak ortaya çıkan ve hepsinin de kendine ait kartpostallık manzaraları olan oluşumlardır. Her mevsimden ayrı bir tat alırız. Bazen açık ve güneşli hava bize iyi gelirken, bazen de şöyle minik minik yapan kar taneleri huzur verir. Yağmur veya kar zaten doğayı beslediği için çok önemli ihtiyaçtır. Evren bunlar sayesinde ayakta durur. Öyle ki hiç yağış olmasa o yemyeşil manzaralar ortaya çıkmaz değil mi?Canlılar için gerekli temel besin kaynağı su olduğu için hava olayları önemli etkiye sahiptir. Evren kendine ait bir düzen içinde var olmaktadır. Bu düzende mevsimlerin ayrı bir yeri vardır. Doğa ise her mevsimde insanlara çok güzel ve büyüleyici görüntüler sunmaktadır. Ben doğayı korumak gerektiğini düşünüyorum. Her taraf temiz olursa evrendeki kusursuz ve eşsiz düzen de bozulmaz. Böylece her şey olağan seyrinde varlığını devam ettirir. Şayet acımasızca evreni katledersek o zaman gözlerimizin pasını silen manzaralar da yok olur. Bunun aksine kirli, sağlıksız ve çöpten geçilmeyen bir doğa ile karşı karşıya insanların dikkat etmesi gereken çok önemli şeyler vardır. Canlıların sorun yaşamdan hayatını sürdürmesi tamamen insan faaliyetlerine bağlıdır. İnsanlar bir şey yaparken doğayı göz önünde bulundurursa tabiata zarar vermez. Hiçbir yerde kirlilik oluşmaz. Doğal yaşam, mevsimlerin düzeni olağan akışında sürüp gider. Böylece evren yaşanabilir halini korur. O zaman eşsiz güzellikteki manzaralar d ayok olmaz. Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim. Geçen hafta tatil yapmam okurlarımı epey bir kızdırdı. “Bu kadar tatil yapmaya hakkın yok” diyen epey bir mail aldım. Hoşuma da gitmedi değil. Beni “seçilmiş belediye başkanı” yerine koyuyorlarmış meğer. Tabii muhalefet partisi belediye başkanı. Madem öyle ben, iktidar partisi üyesi gibi yanıt verip, şöyle diyeceğim. “Tatilde değildim. İnceleme gezisi yapıyordum.” Gülmeyin. Gerçekten öyle. Türklere, “Yunan adalarına gitmeyin” diye talimat veren gazetecilerin bu talimatlarına uyup uymadığını gözlemleme işindeydim. Niyetim bu gözlem işine Mikonos’tan başlamaktı. MİKONOS’TAN UZAK DURUN Ama bir dostumun “Sakın ha!” demesi ile başlama noktamı değiştirip, başka bir adaya yöneldim. Çünkü Mikonos esnafı artık işin cılkını hatta bokunu çıkarmış. Şöyle yapmaya başlamışlar. Diyelim ki, bir lokantada yer ayırttınız. Lokantaya gidince sizi kapıda karşılayan kız size masaları uzaktan gösteriyor. İyi ve manzaralı bir masada oturmak istiyorsanız listedeki pahalı şaraplardan içmek zorundasınız. Mesela iyi bir masa için şişesi 1500 Avro olan şaraplardan iki şişe açmak zorundasınız. Her masanın, yerine göre bir şarap tarifesi var. Minimum konsomasyon diye bir şey duymuştum ama böyle bir öküzlük hayatımda görmemiştim. Müşteriye bayağı bir sağmal inek muamelesi. Paralı plajlarda da durum çok farklı değilmiş. Orada da denize yaklaştıkça, daha fazla içki daha pahalı içki tarifesi geçerli. “Peki Türkler var mıydı?” diye sordum. Hala varmış ama bizim millet böyle muameleyi sevmez. Seneye Mikonos’a pek aklı başında bir Türk vatandaşın gideceğini zannetmiyorum. Gitse gitse bir grup paralı hanzonun arasında bulunup, para saçmayı marifet zannedenler gider. PAROS Bunun yerine Yunan adalarındaki araştırma görevime en güzel adalardan biri olan Paros’la başlamayı tercih ettim. Atina üzerinden gittiğimiz Paros, oldukça kalabalıktı. Hem turistler hem Yunanlar adayı işgal etmişti. Rahatsız edici olmayan, hoş bir kalabalık. Hiçbir görgüsüzlüğe sahne olmayan plajlar, çok makul fiyatlı iyi lokantalar, meyhaneler, tavernalar. En şık lokantalar bile kabul edilebilir fiyatlara iyi mönüler sunuyordu. Bunun karşılığını da kaliteli bir kalabalıkla alıyordu ada. Epey de vatandaşımızla karşılaştık. Ancak çoğunluk bizim gibi uçakla gelmişti. Teknesi ile gelen Türk pek yoktu. Bunun sebebi büyük ihtimalle temmuz başından beri Ege’nin bu bölümünü rahat bırakmayan sert havaydı. ANTİ’Sİ Bir gün de Paros’tan 7 dakikalık bir feribot yolculuğu ile ulaşılabilen Antiparos’a, Paros’un karşısına geçtik. Sting gibi sanatçıların ve Yunan zenginlerin evlerinin bulunduğu Antiparos’taki plajlar da çok güzel ama yeni açılmış The Rooster otele bayıldım. Bizim Bodrum’daki Aman Ruya havasında. Tabii mimarı Turgut Cansever olmadığı için Bodrum Aman kadar güzel değil ama yine de çok hoş bir otel olmuş. EN GÜZEL PLAJLI ADA Paros’tan sonra tekne ile Koufonisia’ya geçtik. Muhtemelen tüm Yunan adalarının en güzel plajlarının olduğu minicik bir ada. En güzel plaj ise Pori. Hayal kırıklığı ise buradaki Wave adlı minik lokantanın pandemi ve personel eksikliği nedeniyle menüsündeki seçenekleri azaltmış ve değiştirmiş olmasıydı. Akşam üzerini ve hatta geceyi ise limanın hemen yakınındaki Sorokos Bar’da kafayı çekerek geçirdik. Koufonisia’da bir tek Türk vatandaşı daha görmediğimizi söylemeliyim. Bir ihtimal “Yunan adalarına gitmeyin” diyen bilmişlerimizi dinlemişler. Büyük ihtimal ise fırtınada denize açılmayacak kadar akıllı davranmışlar. Bu arada bu güzel adanın, karşılaştığım tek polisine de insanlığından dolayı ayrıca teşekkür ediyorum. Sonraki durağımız ise Astipalya adasıydı. İlginçtir. Astipalya’da da vatandaşlarımıza rastlamadık. Hafiften Santorini havasını yakalamaya çalıştığı her halinden belli Akti Restoran'da güzel bir yemek yedik. PİŞMAN OLMAK Ardından memleketten önce son durağımız olan Simi’ye doğru 80 millik yolculuğumuza başladık. Yıllar önce Maltalı bir kaptan “Fırtınalı bir havada yelkenli kaptanı limandan çıktığına pişman olur, motor yat kaptanı ise anasından doğduğuna pişman olur” demişti. Böyle bir pişmanlığa neden olabilecek bir rüzgar altında Simi’ye doğru ilerledik. Beni en çok şaşırtan bu ada oldu. Normal şartlarda küçük limanında yer bulunamayan ve bir tarafı Türklere ait yatlarla diğer tarafı ise Türk bandıralı guletlerle dolu olan doğal marinası neredeyse bomboştu. Az sayıda teknenin büyük bölümü yine Türk bayraklıydı ama alıştığımızın yarısı kadar bile değildi. Akşamları Türklerle dolup taşan lokantalarında masaların çoğu boştu. Datça yarımadasındaki bir otelde de lokantası olan Manos ile biraz sohbet ettik. Türkiye’deki lokantasında işlerin çok çok iyi olduğunu ama Simi’de eskisi kadar yoğunluk olmadığını anlattı. Türk ekonomisini yakından izliyordu. Durumu kurlardaki artışa bağladı. Simi’de bir gece konakladıktan sonra Türkiye’ye giriş yapmak için Simi’nin burnunun dibindeki Bozburun’a yöneldik. BOZBURUN’DA GİGA YATLAR Bozburun nispeten daha kalabalıktı. Ama yine de burada da geçmiş yılların yoğunluğu görülmüyordu. Ama Bozburun için alışmadık derecede fazla mega, hatta gigayat vardı. 108 metrelik Benetti yapımı sıradışı yat Luna neredeyse Bozburun koyunun girişini kapatmıştı. Sağında solunda 40, 50, 70 metrelik yatlar bile sürat teknesi gibi duruyordu. Sahilde sohbet ettiğimiz bir charter tekne kaptanı, “Abi 8 tonluk depo 200 bin TL’ye doluyor. Hal böyle olunca da millet tekneye geliyor ama bir yere gitmiyor. Bağlayan bağladığı yerde kalıyor. Bu sene yine iyi. Seneye şu koyları peşkeş çektikleri şirketler de para kesmeye başlasın bak bakalım bir tane tekne görebilecek misin buralarda. Millet açıkta alargada duracak” dedi. Sonuç olarak izlenimim şudur. Yunan adalarına Türklerin rağbeti azalmış. Belki denizdeki havadan, belki ekonomideki havadan. Muğla’daki koyların ve kıyıların iktidar destekli bir grup tarafından kontrol edilmesi ve iktidar partisinden bir milletvekiline ait bir şirkete kiralanması da Türkiye’deki yat turizmini ve yatçılığı bayağı olumsuz etkileyecek gibi. Ama yine de marinalarda Türklere ait yat sayısında özellikle de büyük yatların sayısında ciddi bir artış var. Ama bunlar pek denize açılmayan ve bir yere bağlayıp durmayı tercih eden yeni model tekne sahiplerinin. Doğa Hakkında Kompozisyon, Doğa İle İlgili Deneme Yazısı Doğa insanoğluna verilmiş en büyük armağanlardandır. Doğa olmasaydı insanın yaşayabilmesi mümkün olmazdı. Doğa olmasaydı insan nefes alamaz, yaşaması için gerekli olan koşullara bir türlü ulaşamazdı. Çevremizdeki ağaçlar, sular, toprak, hava ve akla gelen her şey doğayı oluşturmaktadır. Şüphesiz ki doğa insanın ve diğer canlıların yaşamlarını devam ettirebilmeleri şartları sağlamaktadır. Doğa insan için bu kadar değerliyken maalesef insanoğlu doğaya hak ettiği değeri vermemektedir. Bununla birlikte doğa insafsızca kirletilmekte ve maalesef yaşanılmaz hale getirilmektedir. İnsanın yaşaması için muhtaç olduğu en önemli etkeni yok etmesi sizce de tuhaf değil midir? Doğa, bizim için bir anne kucağından farksızdır. Muhtaç olduğumuz her şeyi bize doğa sağlarken bizim üzerimize düşen en önemli görev de doğayı koruyarak doğanın devamlılığını sağlamaktır. Doğa Konusunda Deneme Hakkında Görüşlerinizi Aşağıdan Hemen Paylaşabilirsiniz

doğa ile ilgili sohbet yazıları