ejderha dövmeli kadın kitap özeti
Olağanüstü bir hikayeye sahip olan muhteşem kitabı okumak için Stieg Larsson Ejderha Dövmeli Kız Pdf İndir ve E-Kitap İndir linklerini kullanabilirsiniz. Öncelikle belirtmek isteriz ki hikaye oldukça sürükleyicidir. Bu nedenle romanın daha ilk sayfasından yerinizden bile kıpırdamak istemediğinizi fark edeceksiniz.
StiegLarsson: Milenyum Serisi. 1-Ejderha Dövmeli Kız. 2-Ateşle oynayan Kız. 3-Arı Kovanına Çomak Sokan Kız. Son dönem İsveç edebiyatının en çok konuşulan yazarlarından biri. Suç teması üzerinde yazdığı kitaplarla büyük bir üne kavuşan Stieg Larsson’un bütün eserleri film yapıldı.
Siz de katil, maktul ve dedektif unsurlarına odaklanan polisiye romanlarını seviyorsanız yazımız tam da size hitap ediyor. İşte adrenalini artıran polisiye romanlar. Keyifli okumalar! 1. Doğu Ekspresinde Cinayet. 2. Özlüyorum Seni. 3. Bir Bedenin Gerçeği.
KitapOkuma Listesi Tavsiyeler bu sayfada kitap editörümüzün kitaplığına konuk olacağız. Ejderha Dövmeli Kız; Evelyn Valarino: Konuş Benimle Angel
Ejderha Dövmeli Kız'ı iki sene sonra pek hatırlar mıyım bilmiyorum. Genel olarak hatırlasam bile ayrıntılarını, konusunu unutmuş olurum. Örneğin Ejderha Dövmeli Kız'ın ana karakterlerinden olan gazeteci Mikael Blomkvist, romanın bir yerinde Sue Grafton'un bir polisiye kitabını okuyor. Ben Sue Grafton'un Türkçe'ye çevrilen
Site De Rencontre Au Quebec Canada. Gizemli cinayetlerin ve suçların işlendiği; heyecan, merak ve şüphe dolu, kısaca suç ve suçlularla ilgili olan kitaplara genel olarak polisiye roman denir. Yazarların muhteşem kurgularıyla oluşan romanların genelinde de katilleri bulmak için görevli bir dedektif vardır. Örneğin Sir Arthur Conan Doyle’nin Sherlock Holmes karakteri veya Agatha Christie’nin Hercule Poirot karakteri bunlardan en bilinenleridir. Polisiye kitaplar elbette salt dedektifçilik hikayelerinden oluşmaz. okurları için hazırladığımız bu yazıda en çok okunan gerilim, macera ve aksiyon kitaplarını görerek, polisiye kitapların ne kadar geniş bir yelpazede olduğunu anlayacaksınız. Şimdi dilerseniz heyecan ve meraktan hoşlanan, olayları çözümlemeyi seven okuyucularımızın ilgisi çekecek en iyi polisiye kitapları listesine geçelim. Dünyadan ve Türk edebiyatından derlediğimiz bu listede en beğenilen, en çok okunan ve en güzel 15 polisiye – macera romanlarını bulacaksınız. Da Vinci Şifresi – Dan Brown İlk basımı 2003 yılı olan Da Vinci Şifresi, 528 sayfadan oluşan polisiye, aynı zamanda edebi değeri yüksek bir kitaptır. Dan Brown tarafından kaleme alınan eser, yayınlandığı ilk andan itibaren büyük yankı uyandırdı. Daha ilk haftadan satış rekorları kırdı ve New York Times, Wall Street Journal gibi yayın organlarında en çok satanlar listesinde uzun süre zirvede kaldı. Gizemin, maceranın ve merakın doruk noktada olduğu kitapta, Hristiyanlık dini ve sanat tarihi açısından da birçok bilgi bulunuyor. Tartışmaya açık olan bu bilgiler ise kitabın popüleritesini daha da artırıyor. Olağanüstü bir kurguyla yazılmış olan kitabı okurken her sayfada yeni bir şeyler öğrendiğinizi hissedecek ve dahası kendinizi sürekli araştırma yaparken bulacaksınız. Da Vinci Şifresi Kitabının Özeti Bir cinayetle başlayan kitapta, cinayetin çözüm sürecinde birçok tez ortaya atılıyor. Ve bu tezler öyle şaşırtıcı öyle iddialı ki Hristiyan aleminde birçok tartışmaya yol açıyor. Bunun yanında Hz. İsa ve Leonardo da Vinci’nin hayatı hakkında da bazı bilgiler yer alıyor. Bildiğiniz gibi Leonardo da Vinci’nin eserleri, özellikle de Mona Lisa tablosu sırlarla doludur. İşte kitapta ünlü ressamın eserlerinin gizemi hakkında bazı ipuçları da paylaşılmış. Özellikle Leo’nun en ünlü eserlerinden biri olan Son Akşam Yemeği hakkında ortaya atılmış çok fazla görüş var. Kitabın genelinde anlatılan olaylar ve ortaya atılan görüşler, hem Hristiyanlık aleminde hem de dünya genelinde çok fazla eleştiri aldı. Özellikle İncil’in güvenilirliğini sorguladığı satırları büyük yankı uyandırdı. Olasılıksız – Adam Fawer Adam Fawer’ın 2005 yılında yayınladığı Olasılıksız, bilim-kurgu tarzında yazılmış ve son yılların en çok okunan polisiye kitaplarından biri. Kitabın daha ilk satırlarında sıra dışı bir kurgu olduğunu anlıyorsunuz. Olaylar arasındaki geçiş sizi biraz yorsa da, ilginç konusu gereği kitabı elinizden bırakamıyorsunuz. En iyi roman dallarında da birçok ödülün sahibi olan kitap, kesinlikle okunmaya değer. Adam Fawer, olayları okuyucuya anlatma işini muazzam bir şekilde yapıyor. En ince ayrıntıya kadar paylaşmasıyla, okuyan kişi olayı kendi yaşıyormuş gibi hissediyor. Özellikle ana karakter David Caine’nin hislerini bizzat yaşıyormuş gibi oluyorsunuz. Eğer polisiye tarzı sevenlerdenseniz, Olasılıksız’ı okunacaklar listenize mutlaka eklemelisiniz. Olasılıksız Kitabının Özeti Kitabımızın ana kahramanı olan David Caine olasılık dehası bir öğretim görevlisidir. Bu yeteneğini de kumarda kullanmak ister. Başlarda kazanır ama daha sonra kaybeder. Olayların olasılığını neredeyse kesin bir şekilde hesaplama yeteneği onun başına bazı işler açıyor. Epilepsi hastalığında doktor yapılacak çok fazla bir şey kalmadığını söyleyince, başka bir doktor David’e bir teklifle geliyor. Kendi çalıştığı tezini David üzerinde denemek istiyor. Bu çok iyi bir fikir olmasa da David, çok fazla borcu olduğu için teklifi kabul ediyor. Epilepsi hastalığının tedavisi için yapılan deneysel çalışmalar sırasında olasılıkları hesaplama yeteneği daha da gelişiyor ve tahminleri geleceği görme noktasına kadar ulaşıyor. En sonunda da bir teori olan Laplace’in şeytanına dönüşüyor. Fakat asıl olay David’in bu hale dönüşmesi değil, onun yeteneğini bilen ve peşinde olan insanlar. David’in ikizi Jasper, ajan Nava ve Dr. Tversky arasında geçen koşuşturma, nefesleri kesen bir kurguya sahip. Aksiyona doyacağınız kitabı hiç sıkılmadan ve her sayfasını daha merakla okuyacağınızın garantisini veririm. Siyah Kan – Jean-Christophe Grangé Genelde polisiye ve gerilim tarzında kitaplar yazan Parisli yazar Jean-Christophe Grangé, Siyah Kan’ı 2004 yılında kaleme aldı. Katilin baştan belli olduğu kitap sizi tam anlamıyla kendine bağlıyor. Bir katilin psikolojisine de değinen kitapta; katilin cinayeti neden ve nasıl işlediği konularına yer veriliyor. Özellikle cinayeti işlerkenki ruh hali yer yer midenizin bulanmasına yol açıyor. Psikoloji kitabı tarzında olması, aksiyon sevenlerin aklına acaba sıkılır mıyım’ sorusunu getirmesin. Çünkü bu kitabı okurken sıkılmak şurada dursun, dikkatinizi başka bir yöne bile veremeyeceksiniz. Siyah Kan Kitabının Özeti İki bölümden oluşan kitabın birinci bölümünde, katilin insanları neden ve nasıl öldürdüğü anlatılıyor. İkinci bölümde ise cinayeti birebir yaşayarak, kanınızın donduğunu ve korkuyla yüzleştiğinizi hissediyorsunuz. Seri cinayetlere merakı olan gazeteci Marc Dupeyrat, Reverdi davasını araştırmaya başlar. Onun bu merakı ise daha önce yaşadığı olaylardan kaynaklanmaktadır. Hem bir dostunun bileklerini keserek intihar etmesi hem de sevgilisinin tecavüze uğrayarak, vahşi bir şekilde katledilmesi, Dupeyrat’ın seri cinayetleri araştırmasına vesile olur. Reverdi’nin mektupları sayesinde Güneydoğu Asya’ya bir yolculuğa çıkan Dupeyrat, cinayeti derinlemesine araştırır. Seri katilleri tanımanızı sağlayacak olan Siyah Kan, son zamanların en çok okunan ve en beğenilen polisiye romanları arasında. Bab-ı Esrar – Ahmet Ümit Ahmet Ümit, polisiye tarzında roman yazan en başarılı Türk yazarlarımızdan biridir. Bab-ı Esrar gibi diğer romanları da, sizi aksiyonun ve maceranın kucağına bırakıyor. 2008 yılında yayınlanan kitabı hemen herkes tarafından sevildi ve olumlu eleştiriler aldı. Yüzyıllardır açıklanamayan ve çözüme ulaşamayan bir cinayeti ele alan kitap, aynı zamanda din ve aşk konularına da değiniyor. Kalemi kusursuz olan Ahmet Ümit, Şems ve Mevlana hakkında öğretici bilgileri paylaştığı kitabında, son derece akıcı bir dil kullanmış. Bab-ı Esrar Kitabının Özeti Mevlana’yı Mevlana yapan, aşkı, güneşi, Şems’i… Yüzyıllardır çözülemeyen Şems-i Tebrizi’nin cinayeti anlatılıyor kitapta. Eğer Mevlana ve Şems hakkında daha önce bilginiz varsa, konuya hakimsinizdir. Biz yine de küçük bir hatırlatma yapalım; Mevlana’ya büyük bir aşkla bağlı olan Şems, başta Mevlana’nın oğlu olmak üzere, tüm Konya halkı tarafından eleştirilir, istenmez, hakarete maruz kalır. Şems Mevlana’nın iyiliği için bir dönem ondan uzaklaşır fakat iki dost arasındaki sevgi öyle büyüktür ki, bu ayrılığa dayanamayan Mevlana dostunu geri buldurur ve yanına getirtir. Ancak bu kavuşma Şems’in öldürülmesiyle yeniden son bulur. Evet Şems öldürülmüştür. Bazı kaynaklar başı kesilip bir kuyuya atıldığından bahseder, bazıları ölümünden bir süre sonra ellerinin Mevlana’ya yollandığını söyler. İşte tüm bu muammalar ve gizem, muhteşem bir kurgu ile bu kitapta anlatılıyor. Akıl Oyunlarının Gölgesinde – Sherlock Holmes – Sir Arthur Conan Doyle Sir Arthur Conan Dayle’nin yarattığı bir karakter olan Sherlock Holmes, dedektif ve polisiye kitaplarının belki de en çok okunan ve en bilinenidir. Öncelikle kitabın kahramanı Sherlock Holmes hakkında kısa bir bilgi verelim. Yazarın hayal ürünü olarak oluşturduğu Sherlock Holmes, en ince ayrıntıları bile ipucu olarak değerlendiren, olayların neredeyse hepsini çözümleyen, son derece zeki bir dedektiftir. Doyle bir seri olarak yazdığı Sherlock Holmes kitaplarının her birinde ayrı bir hikayeye ve maceraya yer verir. Akıl Oyunlarının Gölgesinde ise 12 hikayeden oluşan ve yazarın en çok okunan kitapları arasında. Sherlock Holmes serüvenlerinde genelde olaylar çok çabuk çözümlenir. Bu kadar kısa bir hikayede, bu kadar çok ayrıntı nasıl olur diye sorgularken, kitabı bir solukta bitirdiğinizi fark edersiniz. Akıl Oyunlarının Gölgesinde – Sherlock Holmes Kitabının Özeti Kıvrak zekasıyla kimsenin göremediklerini gören ve gizemli cinayetleri çözebilen Sherlock Holmes’in, birbirinden etkileyici 12 hikayesi yer alıyor kitapta. Sherlock bir sihirbaz değil, şapkadan tavşan filan da çıkarmıyor evet, ama başkasına hiç önemli gelmeyen hatta görülmeyen ipuçlarını bile öyle zekice tahlil ediyor ki dikkatine ve zekasına hayran kalıyorsunuz. Hayatta her şeyin ayrıntıda gizli olduğunu öğreten Sherlock, işini ciddiye alan aynı zamanda inanılmaz sempatik bir dedektif. Daha önce hiç Sherlock okumadıysanız, bu kitap sizin için bir başlangıç olabilir. Evet Sherlock hikayelerinde öyle aşırı gizem, muhteşem kurgular yoktur ama aksiyon ve polisiye seven herkesin beğenerek okuduğu kitaplar arasında yer alır. Ejderha Dövmeli Kız – Stieg Larsson 2005 yılında yayınlanan kitap, yazarın Milennium serisi olarak kaleme aldığı üçlemenin, birinci kitabıdır. Yazıldığı günden bu yana da Avrupa’da en çok okunan kitaplar listesinde boy göstermektedir. İsveçli gazeteci Stieg Larsson tarafından yazılan kitap, 41 ülkede de satış rekorları kırmıştır. Kitap hakkında yapılan uzman yorumları arasında; “hipnotize edici”, “saatli bomba”, “tam bir dinamit” ve “büyük bir açlıkla okunacaktır” gibi cümleler yer alıyor. Bu da kitabın ne denli müthiş bir kurgu ve etkileyici bir anlatıma sahip olduğunu bizlere gösteriyor. Ejderja Dövmeli Kız Kitabının Özeti Birçok kişinin başucu kitabım dediği Ejderha Dövmeli Kız, müthiş bir aksiyon ve merak uyandırıcı kurguya sahip. 646 sayfa olan kitap kalınlığına rağmen, sonuna hemen geldiğiniz, sayfaları hızla çevirdiğiniz bir konu içeriyor. 2011 yılında beyaz perdeye de uyarlanan kitap ilk başta sıradan bir macera romanı gibi görünse de, yazarın üslubu ve değindiği konular sayesinde kalitesini ortaya koyuyor. Kitapta geçen öykü ise kısaca şöyle; yaşlı Henrik Vanger’e her yıl doğum gününde kimden geldiği belli olmayan bir çiçek gelir. Vanger bu gizemli çiçeklerin kimden geldiğini araştırır fakat bir türlü bulamaz. Öte yandan, 1966 yılında yeğeni Harriet ortadan kaybolmuştur. Çiçekler de bu tarihten sonra gelmeye başlar. Bunun üzerine Vanger, konuyu çözmesi için Mikael Blomkvist’ten yardım ister. Blomkvist olayı çözmeye çalışırken, hikayemize Ejderha Dövmeli Kız girer ve bundan sonra bir dizi cinayet, katil ve kaybolan Harriet gibi konular işlenir. Büyük başarılara imza atan kitap konusu ve anlatımı gereği harika bir akıcılığa sahip. Aklından Bir Sayı Tut – John Verdon John Verdon’un 2010 yılında yayınlanan kitabı Aklından Bir Sayı Tut, kusursuz bir polisiye romanı. Her sayfasında merakınızın giderek arttığı ve okuyucuya müthiş bir gerilim yaratan kitap, son sayfaya kadar soluksuz bir şekilde okunuyor. Hikayenin kahramanlarının çok güzel bir şekilde ele alındığı, katilin son sayfalara kadar açıklanmadığı kitapta, betimlemelerden de faydalanılmış. Kendine has bir tarzı olan Verdon, cinayetleri çözerken katilin iç dünyasından da kesitler sunuyor. Aklından Bir Sayı Tut Kitabının Özeti Emekli dedektif Dave Gurney bir gün bir mektup alır. Mektupta 1 ile 1000 arasında bir sayı tutması istenir. Mektubu yollayan kişi ise tuttuğu sayıyı bilecek kadar Dave’i tanıyordur. Kitabın başında kurgu sadece bir kişi üzerinde yoğunlaşıyor düşüncesine kapılıyorsunuz ama ilerleyen sayfalarda karakter sayıları artıyor. Kitabın ana kahramanı Dave emekli olduktan sonra her şeyden uzaklaşıp kafa dinlemek istemektedir. Ancak aldığı bu mektupta, eski bir arkadaşı ondan yardım istediği için, kendini bir anda yeniden cinayet çözen bir dedektif olarak bulur. Doğu Ekspresinde Cinayet – Agatha Christie Polisiye edebiyatında çok önemli bir yere sahip olan bir başka yazarımız ise 100’den fazla kitabı olan Agatha Christie’dir. Az önce bahsettiğimiz Sherlock Holmes benzeri bir dedektif de burada karşımıza çıkıyor. Ünlü dedektif Hercule Poirot karakterinin yaratıcısı olan Christie, Mary Westmacott takma adını kullanarak aşk kitapları da yazmıştır. Doğu Ekspresinde Cinayet, yazarın mutlaka okunması gereken, en ünlü kitapları arasında yer alıyor. Sayfa sayısı çok olmayan ve sakin ilerleyen kitap, buna rağmen sizi aksiyona doyuruyor. Doğu Ekspresinde Cinayet Kitabının Özeti Kitabın konusu bir trende bulunan cinayet üzerine kurulu. Londra’ya gitmekte olan tren hava şartları nedeniyle yoluna devam edemez. Bu bekleyiş esnasında, trenin odalarından birinde bir ceset bulunur. Kitabın tamamında ise bu cinayeti kimin işlediği araştırılır. Yazarın hemen her kitabında geçen dedektif Hercule Poirot da trende yolculuk yapmaktadır. İşlenen cinayeti çözmek için kolları sıvayan Poirot, trendeki herkesi sorguya çeker. Okurken herkesten şüphelendiğiniz kitap, sizi aynı zamanda düşünmeye sevk ediyor. Melekler ve Şeytanlar – Dan Brown Listemiz bir Dan Brown romanıyla başlamıştık. Şimdi de usta yazarın 2000 yılında yayınlanan Melekler ve Şeytanlar isimli polisiye kitabı yer alıyor. Mükemmel bir çalışmanın ürünü olan eserde gizemin ve aksiyonun yanında; din, felsefe, fizik ve bilim gibi konular da işleniyor. Başlarda odaklanmakta ve konuya hakim olmakta zorlansanız da ilerleyen sayfalarda başınızı kitaptan kaldıramıyorsunuz. Kurgunun ve karakterlerin zekice harmanlanıp, olayların muhteşem bir şekilde örüldüğü kitapta illuminati kavramından da bahsediliyor. Bakınız İlluminati Nedir? Melekler ve Şeytanlar Kitabının Özeti Yazarın başka bir kitabı olan Da Vinci Şifresi’nin ana karakteri Robert Langdon’a burada da yer verilmiş. Robert Langdon sabaha karşı bir faks alır ve bir fizikçinin göğsüne dağlanarak yazılmış olan bir yazıyı çözmesi istenir. Bu yazıda ise Katolik Kilisesiyle aralarında yüzyıllardır süren bir çekişme olan, illuminatinin sembolü bulunmaktadır. İlluminati kilisenin tekeline son vermek ister ve çalışmalarını gizli saklı sürdürür. Ancak bir süre sonra Katolik Kilisesi, illuminati örgütünün üyelerini katleder. Dolayısıyla illuminati adı verilen kardeşlik örgütü, arkadaşlarının intikamını almak için kenetlenir. Büyük bir donanımla hazırlanmış olan kitapta, en başta anlaşılmayan kavramlar ilerleyen sayfalarda anlam kazanıyor ve kafanızdaki taşlar yerine oturuyor. Çırak – Tess Gerritsen Rizzoli & Isles serisinin ikinci kitabı olan Çırak, yazarın 2002 yılında yayınlanan eseridir. Çırak, dili oldukça yalın ve anlaşılır, konusu gereği ise heyecanın tavan yaptığı bir kitap. Asıl mesleği doktorluk olan Tess Gerritsen, kariyer hayatındaki birikimlerini de kitabında konuşturmuş. Polisiye tarzındaki hikayede, cesetlerin geçtiği kısımlarda tıbbi bilgiler de eklenince, nefeslerin tutulduğu bir yapıt ortaya çıkmış. Genel okur kitlesinin yorumlarına göre, kitabı okuyan kesimin çoğu gündelik hayatında etkisini hissediyor. Katilin yanında, yatağında, odasında olduğunu düşünenler, kitabın ne denli gerçekçi bir dille anlatıldığını gösteriyor. Çırak Kitabının Özeti Bir serinin parçası olan Çırak, bir önceki kitapta geçen Cerrah’ın yolundan giden bir katil. Cerrah, boyunlarını keserek öldürdüğü kadınların rahimlerini alarak saklıyordu. Çırak’ın tek farkı ise, kurbanlarının rahimlerini almaması. Dedektif Rizzoli tam Cerrah konusunu açıklığa kavuşturup bittiğini düşünürken, yeniden bir cinayetler zinciri başlıyor. Daha önce yaşanan cinayetlerle benzerlik gösteren bu olaylar dedektifin kafasını karıştırıyor. Çünkü Cerrah yakalanmış ve cinayetlerin sonu gelmişti. Evinde ölü bulunan erkekler ve vücutları parçalanmış kadınlar daha önce gerçekleşen cinayetlerin kopyası şeklindeydi. Polisiye – gerilim sevenler bu kitabı mutlaka okumalı. Sultanı Öldürmek – Ahmet Ümit Listemize bir başka Ahmet Ümit kitabıyla daha devam ediyoruz. Ahmet Ümit’in 2012 yılında yayınlanan Sultanı Öldürmek kitabı, aşk ve tarih konularını da içeren bir polisiye romandır. Fatih Sultan Mehmet’in hayatı, İstanbul fethi ve bir aşk için adanmış koca bir ömrü var kitapta. Yıllarca süren bu aşk öyküsü, polisiye kurguyla öyle güzel harmanlanmış ki yazarın zekasına ve yeteneğine hayranlıkla bakıyorsunuz. Usta yazar sürpriz sonları sevenler için, yine katil hakkında son sayfalara kadar en ufak bir ipucu vermiyor. Sultanı Öldürmek Kitabının Özeti Bir polisiye kitap olmasının yanında tarih ve aşk konularının da yoğun bir şekilde ele alındığı kitap, muhteşem bir kurguyla yazılmış. Osmanlı’nın kuruluş ve yükselme devri, İstanbul’un fethinin en ince ayrıntıları, siyasi tutumlar ve daha birçok konu aynı anda geçiyor. Osmanlı hakkında belgelerin de paylaşıldığı kitapta bir cinayet araştırılıyor. Yazar tüm hünerlerini sergileyerek yazdığı öyküde, okuyucunun katil hakkında fikrinin sürekli değişmesini sağlıyor. Katilin kim olduğu hakkında sürekli yeni tahminler yaparken, bir yandan da tarih hakkında yeni şeyler öğrenme ve araştırma isteği duyuyorsunuz. Sil Baştan – Ken Grimwood İlk basımı 1987 olan Sil Baştan polisiye türde bir eser olmasına rağmen, 1988 yılında Dünya Fantezi En İyi Roman Ödülü’ne layık görüldü. Beyaz perdeye de uyarlanan kitap akıcı ve sürükleyici bir anlatıma sahip. Okurken düşünmenize ve kendi hayatınızı sorgulamanıza neden olan kitap, bir bakıma size ayna tutuyor. Bir çırpıda okuyacağınız kitapta, sıra dışı bir hikaye sizi bekliyor. Sil Baştan Kitabının Özeti Kitabın ana karakteri Jeff Winston 43 yaşındayken ölüyor. Jeff hayata gözlerini yeniden açıyor fakat tam 25 yıl öncesinde kalıyor. Yani kendini 18 yaşında, üniversite okuduğu yıllarda buluyor. Yaşadığı her şey, üniversitede kaldığı yatakhane, arkadaşları ve tüm hayatı eskisinin aynısı. Tek fark ise geleceği en ince ayrıntısına kadar bilmesi. İşte romanımızın sıra dışı tarafı da bu. Jeff gelecekte neler olacağını bilir. Çünkü bunların hepsini daha önce yaşamıştır. Buna sevdiği insanları hangi gün kaybedeceğini bilmesi ve hangi hataları yapacağı da dahil. Çok farklı bir kurguya sahip olan kitap, hayatımızı bir kez daha yaşama şansımız olsaydı, neler yapabileceğimizi düşündürüyor. Şah Mat – Mario Mazzanti Yine bir seri katil hikayesi var sırada. Sürükleyici bir anlatıma sahip olan kitapta, kimin ne olduğu, ne yaptığı kafaları karıştırıyor. Yazar okuyucudaki bu etkiyi de olayların yönünü sürekli değiştirmesiyle sağlıyor. Asıl suçluyu bulmaya çalışırken, kitabın içinde kaybolduğunuzu ve nefesini tutarak okuduğunuzu hissedeceksiniz. Adrenalin yüklü olan kitabın, zekice yazıldığı ve üzerinde büyük bir emek harcandığı çok açık. Şah Mat Kitabının Özeti Psikiyatri uzmanı doktor Claps, İtalyan polisine katillerin cinayetleri hangi psikolojiyle işlediği, neler hissettiği hakkında eğitim vermektedir. Katilin cinayeti nasıl planladığı, kurbanın üzerinde bıraktığı etkileri, cinayeti hazırlarken neler hissettiği kısaca bir suçlunun psikolojisini anlatmaktadır. İşine bağlı olan ve adının duyulmasını isteyen Claps, bu kez çok farklı bir katile, deyim yerindeyse sert kayaya denk gelmiştir. Söz konusu seri katil, işlediği cinayetleri üç hamlede bitecek ve şah mat olacak bir satranç maçına benzetir. Kitabın konusu da hangi taraf oyunu kazanacak, Claps ve İtalyan polisleri cinayetleri engelleyebilecek mi bunun üzerine kuruludur. Kızıl Nehirler – Jean-Christophe Grangé Bu kitabın türü için macera, aksiyon, polisiye, korku ve gerilim sıralamasını yapabiliriz. İnsanı kendine hapseden ve soluksuz okunan kitap, 20’den fazla dile çevrildi. Öyle ki kitabı elinize aldığınızda bitirmeden bırakmak istemeyeceksiniz. Hızla değişen ve gelişen olaylar, sizde bir sonraki sayfada acaba ne olacak merakı uyandırıyor. Bu da bir kitabın sürükleyici olmasındaki en önemli şarttır. Konu dışı gereksiz anlatımların olmaması da kitabı sadeleştirerek, okuyucunun sadece olaya odaklanmasını sağlıyor. Kızıl Nehirler Kitabının Özeti Yazarın en az Siyah Kan kitabı kadar başarılı olan Kızıl Nehirler, sadece Fransa’da değil, tüm dünyada en çok satanlar listesine girdi. Kitabın içeriğinden kısaca bahsedecek olursak; biri Fransız diğeri Arap olan ve kişisel özellikleri birbirine benzemeyen iki polis kitabımızın ana karakterlerini oluşturuyor. Bu polislerin tek ortak yanı ise ikisi de sokaklarda büyümüş, kötülüğü, zorbalığı ve yokluğu gördüğü için polis olmak istemiş. İkisinin çözmeye çalıştığı ve birbirine bağımsız olduğu düşünülen iki farklı cinayetin aslında bağlantılı olduğu anlaşılıyor. Daha doğrusu bağlantılı mı yoksa ilişkili mi soruları, okuyucunun kitabın satırlarında kaybolmasını sağlıyor. Trendeki Kız – Paula Hawkins 360 sayfadan oluşan Trendeki Kız, yine katilin son ana kadar bilinmediği hatta tahmin etmekte bile zorlanıldığı bir eser. Kitabın türü için psikolojik – polisiye diyebiliriz. Büyük heyecanla ve keyifle okunan kitap, en iyi polisiye romanları arasında yer alsa da beğenmeyen ve sıkıcı bulan okuyucular da yok değil. Her iyi olan, herkese aynı şekilde hitap etmeyebilir diyor ve Paula Hawkins’in çok da güzel kaleme aldığı romanı okumanızı öneriyorum. Trendeki Kız Kitabının Özeti Kitapta Rachel, Megan ve Anna baş karakterleri oluşturuyor. Rachel alkol aldığı zaman ne yapacağı belli olmayan ve trenleri seven bir kadın, Anna Tom’un yani Rachel’in eski kocasının karısı, Megan ise Scott’un eşidir. Rachel, Megan ve Scott’un hayatına sonradan dahil olan bir isimdir. İşe her gün tenle gidip gelen Rachel, sürekli bu çifti gözlemlemektedir. Bir yandan da kendi evinde eski kocasıyla başka bir kadının yani Tom ve Anna’nın mutlu mesut yaşadığını düşünerek deliye döner. Her alkol aldığında da bu çifte hayatı zindan eder. Bir gün demiryolunun yakınlarında bir kadın öldürülür. Hikayemiz de asıl bundan sonra başlar. Başarılı yazar Hawkins, hikayeyi üç kadının ağzından ayrı ayrı anlatarak, kitabını daha da değerli hale getiriyor. Maceraperest ruhlu okuyucularımız için hazırladığımız bir kitap listesinin daha sonuna geldik. Daha önce sizlere dünya klasikleri kitapları ve en iyi kişisel gelişim kitaplarından oluşan listeler paylaşmıştık. Sizlerden gelen olumlu görüşler sayesinde, bu listelerin ne okuyacağına karar veremeyenlere yardımcı olduğunu bilmek, bizi tüm kitap türleri için en çok okunanlar listelerini hazırlamaya yöneltti. Aksiyon, polisiye ve gerilim tarzında yazılmış en iyi romanların olduğu bu listenin de işinize yarayacağını umuyoruz.
Çok uzun bi film. Ben beğendim doğrusu, oyuncular ve görsellik açısından güzeldi. David Fincher ana hikayeyi yetersiz mi buldu da bi iki şey daha ilave etti bilemiyorum ama sanki 3 saatlik değil de belki beş saatlik bişey geçiyormuş hayalinden 🙂 Ersin benim kadar beğenmemiş olabilir belki, bilemiyorum çünkü sinemadan çıkıp Işılla buluşup kar yağışı altında balkonda saatlerce çan çan ettik. Bugünkü kahve istiabımı biraz aşmış olabilirim ama ne gam! Harika bi gün oldu. Halen öyle çünkü sizlerle beraberim ve donmuş bacaklarım sıcak evimin konforunda kendine geliyor 🙂 ek Hala ayaklarımı ısıtamadım 🙂 Filmi sevdim, oyuncular ve gerilimi yansıtması güzeldi. Paralel hikayeleri ve müziği kurgulaması da güzeldi. Fakat bazı yan hikayeleri bitirmemiş olması bir de sonunun sanki gelmeyecekmiş gibi olması, üstüne üstlük “en son son”un da beklediğim kadar etkili olmaması sarılır ve giderler eksileriydi. Birkaç hikaye anlatmaya çalışmasaymış daha vurucu olurmuş bana sorarsan… sa Aslında bu daha iyi, örneğin benim kitaplarım asla tek akslı omaz, her zaman bi kaç tanedir -bence böylesi güzeldir çünkü okuyucu katili son sayfadan önce bulamaz-ancak bu filmde sorun başka, yan akslar, birinci aks aydınlanıktan sonra gereksizce devreye girmişlerdi üstelik de uçları bağlanmamışgı. Kurgu hatası! Never mind, bence ilk hikaye yeterince güzeldi üstelik kamera da romantikti 🙂 Ejderha kız da çok etkileyicisunulmuştu, hala etkisindeyim. ek Yan hikayeler olmasına hiç lafım yok, çok güçlü yan hikayelerdi. Fakat bitirmediği için eksikliği hissedildi. Hele o sosyal kurum görevlisi adamla ilgili olan hikayeyi asansörde yarım bıraktı. Büyük ihtimalle kurgu masasında o hikayeyi bitirdiklerini düşündüler fakat bana bitmişlik hissi vermedi 🙂 Bunları saymazsak ben çok sevdim, kız da gizemli ve etkileyiciydi ve saldırgan 🙂 sa Filmde kurgu hatası çok bi kurgucu gözüyle bakınca, örneğn öylesine “deli” ve toplum dışı bi kız, bir anda esas adamla bi seks yapınca nerdeyse pamuk prensese dönüştü! Burada da ciddi bi rahatsızlık vardı. Ejderha dövmesinin anlamı filmde hiç bi yere bağlanmadı ki bu büyük bir hata! Demek bu kadar hatalı bi kurguyu bile bize sevdirmeyi başardı yönetmen Ayrıca Fincher gibi bi yönetmen Seven ve dövüş kulübü gibi ilk onumda yer alan iki filmin yönetmeninden böylesi bişey beklenmezdi. Neyse düşüş dönemi olur, biliyosun Ortalamaya çekilme kanunu diye bişey var-dı eski dünyada!Yenisinde de olacak mı bilmiyorum. Dövmeli kızın daha modern ve daha aklı başında bi benzeri var, bilmem izleyeniniz var mı, The good wife isimli dizide Kalinda diye süper etkileyici bi karakter var. Bazen onu seyrederken erkek olsaydım keşke gibi fikirler gelir aklıma 🙂 Galiba durumu çözdüm oh be!, F incher iyi yönetmen ancak kurgucu değil! Daha önceki o süper Seven ve Dövüş kulubü filmlerinin kitapları muhteşemdi! Hatta ben romanların filme iyi aktarılamadığını bildiğimden her ikisinde de nerdeyse kitaplarından iyi olduklarını görmüştüm. Ejderha Dövmeli Kız da bi roman, isveçli bi yazarın çok satar bi romanıymış, okumadım ve sanıyorum ki kitap iyi değil. AEÖ Fincher’ın çektiği versiyonu henüz izlemedim ama milenyum üçlemesi olarak çekilen 2010 isveç versiyonu harikaydı. Amerikalıların alt yazılı film izleyememe gibi bir sıkıntıları varmış…Öyle duydum. Fincher gibi bir yönetmenin enerjisini yepyeni bir filme aktarmasını isterdim ama kitap uyarlamalarını sinemaya en başarılı şekilde aktaran yegane yönetmenlerden biri bence kendisi…Vardır bir bildiği… EK Son zamanlarda görüntü ve kurguyla haşır neşirliğimden gördüğüm şu ki kurgu çok ayrı bir sanat ve hiç de kolay değil. Hatta bazı -kurgucu- yönetmenler, kurgu yapabilmek için görüntü çektiklerini söylemişler 🙂 Ben filmi ilk duyduğumda orjinalinin çok güzel olduğunu söylemişti arkadaşım, bir de orjinalini izlemek lazım. Etiketler18+, David Fincher, Ejderha Dövmeli Kız, eleştiri, fiilim, film, isveç, kurgu, ortalamaya çekilme kanunu, seks, sinema, yorum, yorumlar ← Fotoğraf, avlanmak mı? Beklentilere STOP çek! →
Merhabalar! Hazır Millenium Serisinin yorumunu girmeye başlamışken, devam edelim… Karşınızda, Millenium serisinin ikinci kitabının yorumuylayım sevgili blog takipçilerimiz. Hemencecik konuya giriyorum. >.< Sizlerden de, site içindeki reklamlardan birisine bir tanecik tıklamanızı ve bize destek olmanızı umuyorum ^ Ateşle Oynayan Kız – Arka Kapak “Eğer hâlâ Ejderha Dövmeli Kız’ı okumadıysanız, bu övgüyü okumayı bırakın ve bir tane alıp okumaya başlayın… Eğer Ejderha Dövmeli Kız’ı okumayı bitirdiyseniz, o zaman hiçbir şey ikincisini almaktan sizi alıkoyamaz.” -ERICA MARCUS “İlkinden daha etkileyici ve daha şaşırtıcı… Bu roman okurları esir edecek.” -SUNDAY TIMES “Ateşle Oynayan Kız az bulunan bir şey… serinin ilk kitabından daha iyi olan bir roman…” -LOUISE FRANCE, OBSERVER “Etkileyici, bu kitap için sabahlamaya değer.” -ENTERTAINMENT WEEKLY “Etkileyici bir iş… Tırnak yedirten bir cinayet ve sırlar.” -PEOPLE “Bu kitabı bitirene kadar uyumayı unutacaksınız.” -DALLAS MORNING NEWS “Zekice… Beni esir etti ve gözümü kırpmadan okudum.” -ALAN CHEUSE, SAN FRANCISCO CHRONICLE “Kurgunun ölümsüzlüğüne hoş geldin, Lisbeth Salander!” -MARIO VARGAS LLOSA, EL PAlS “Dünyanın en başarılı suç romanı yazarı olarak memnuniyetle Larsson’u gösterebilirim.” SLATE Ateşle Oynayan Kız – Kitap Yorumu Kitap gerçekten de adının hakkını veriyor. Lisbeth Salander, ateşle oynuyor. ’ Stieg, aklıma geldikçe saygı duyacağım harika bir yazar olarak zihnime kazındı… Bunu söyleyerek kitap hakkındaki düşüncelerime geçiyorum. İlk kitabın incelemesinde bahsetmiş miydim hatırlamıyorum ama Stieg’in aşırı geniş bir perspektifi var. Her şeyi detaylıca anlatıyor, buna İsveç’in ekonomik sistemi, adalet sistemi de olmak üzere birçok konu dahil. O kadar geniş çaplı bir anlatımı var. Ayrıca anlatımında kendine inandıran harika bir yan da var. Bir olay “kurgu” bile olsa, size “vay canına böyle şeyler gerçekten içeride gizlice dönüyor olmalı” dedirtiyor. Şimdi, yazara aslında burada sayfalar dolusu övgü yağdırabilirim ama kitaba geçmek istiyorum. Lisbeth. Benim bir altmış santimetre, kırk kiloluk minik zeka küpüm. Bu kitapta yine başına gelmedik şey kalmadı, değil mi? Kurgu, ilk kitaptaki gibi bambaşka bir noktadan başlıyor. İlk iki yüz sayfada kendinizi, tatildeki bir Lisbeth’in neler karıştırdığını bilmeden gezinirken okuyoruz ama iki yüz sayfanın devamında öyle şeyler baş gösteriyor ki… Kendimi kitabı soluksuz okurken buldum. Öncelikle, kitapta ölümüne üzüldüğüm harika iki insan vardı ve o sahneyi okuduğumda şaşkınlıkla bir süre ara vermek zorunda kaldım çünkü hiç beklemiyordum ve sonrasında olanların merakıyla kitaba geri döndüm ve… İnanın bana Stieg yine zekasını gösterdi. Olaylar öyle bir şekle büründü ki, okurken hızımı alamadım. Harika bir kitaptı, kesinlikle bu seri kendisini efsaneler arasına yazdırmayı hak ediyor. Sadece Stieg’in yazdıkları… Keşke bu seriyi bitirmeye fırsatı olabilseydi, ikinci kitapta en çok bu düşünceye kapıldım. Bu seriyi bitirmeye vakti olsaydı Millenium serisi bambaşka bir noktada olabilirdi gibime geliyor… Bu kitap… Harikaydı. Herkesin okuması gerektiğini düşünüyorum. Şuraya, kitaptan da alıntılar bırakayım. ^^ “Psikopat bir çatlağın sebebe ihtiyacı mı var?” “Adaleti kendi ellerine almak isteyen insanlara hiçbir zaman sempati duymadım. Ama şimdiye kadar adaleti kendi kendine sağlamak için bu kadar haklı nedenleri olan birine de rastlamadım. Bir sinir gibi görülme riskini alarak söylüyorum… Bu gece olacaklar senin ya da benim ne düşündüğüme bakmayacak. Onun yazsı daha doğduğunda çizilmiş.” Önce annesi. Sonra Miriam Wu. Lisbeth mutlaka öfkeden deli dönmüştü. Onu zıvanadan çıkarmışlardı. Şimdi intikam peşindeydi. Suçsuz insan yok, suçtaki sorumluluğu değişen insanlar var. “Her insanın içinde bir katil yattığına inanırım. Çaresiz kalan, nefret eden ya da kendini savunmak zorunda kalan herkes birini öldürebilir.”
41 ülkede rekor satış yapan kitaplarının başarısını göremeden 50 yaşında hayata veda eden İsveçli gazeteci Stieg Larsson’un zihne kazınacak sahneler, çarpıcı ve canlı karakterler, okurları adeta yerlerine çivileyecek sürükleyici bir kurgu ile her sayfasını ağır ağır ve dokuyarak yazdığı Millennium serisinin ilk kitabı Ejderha Dövmeli Kız’ı okuduktan sonra, Gefle Dagblad gibi bundan daha iyisi yapılamaz’ diyebilirsiniz. Ama bu erken bir karar olabilir. Son sözü söylemeden ikincisini beklemenizi tavsiye ederiz. “Olağanüstü… Okuyucular kitabı okurken yerlerinden bile kıpırdayamayacak.” -SUNDAY TIMES “Bu kitabı okumaya başladı- ğınızda, ilk adımı hiç atmamış olmayı dileyeceksiniz. Çevreniz kararacak ve kendinizi öykünün içinde bulacaksınız…” -BILD AM SONNTAG “Bu kitap kendisi için söylenen her bir övgü sözcüğünü hak ediyor… Üçlemenin geri kalan iki kitabı bunun yarısı kadar bile iyi olsa, Larsson bize müthiş bir miras bırakmış olacak.” -SHARON WHEELER “Larsson’un bu kitabı saatli bir bomba gibi…” -BOB CORNWELL “Hipnotize edici.” -USA TODAY “Tam bir dinamit.” -LIZ SMITH “Çılgınca… Müthiş bir gerilim.” -THE WASHINGTON POST “Büyük bir açlıkla okunacaktır…” -OBSERVER “Larsson’un kitapları hayatımız için bir tehlike oluşturuyor. Parklar okuyucularla tıka basa dolacak, çalışma dünyası altüst olacaktır. Bütün bunların nedeni hiç kimsenin kitabı elinden bırakamamasıdır.” -BAMS ÖVGÜLER Bu kadar çok gürültü patırtı yapılmasının haklı bir nedeni var… Bu kitap her cephede karakter, kurgu, atmosfer övgüyü hak ediyor. —MARCEL BERLİN, The Times “Hiçbir yerden gelmemiş gibi görünen bir cinayet romanı yazarından bir yayıncılık başarısı … polisiye kitaplar ender olarak bu denli ses getirmiştir ve Larsson’ın aynı kaderi paylaşması çok yetenekli bir yazarın ardından yas tutulmasına neden olmuştur.” —JOAN SMITH, Sunday Times “Yazı biçemi durağan ve ayrıntılı, konu ilginç ve inanılmaz fakat her şeyin ötesinde tüm kahramanlar müthiş bir şekilde Özgün… olağanüstü bir kitap.” —JESSICA MANN, Literary Review “Capcanlı bir seri katil macerası.” —JOHN WILLIAMS, Mail On Sunday “Stieg Larsson’ın bu başlangıç kitabı bir saatli bombadır . . . zaman ilerledikçe konu heyecan kazanmaktadır . . . sıradışı kadın kahraman, çağdaş İsveç’in arka planda olduğu büyüleyici bir portre sunmaktadır. Bu kitap bir başlangıç romanı olarak şaşırtıcı bir heyecan ve kurgu taşımaktadır.” —BOB CORNWELL, Tangled Web “Bu kitap beni derinden sarstı … çok katmanlı, çok karakterli öyküde yazar büyük bir başarıya imza atıyor. Toplumsal bilinç ve duygu ile dolu. İnsanlığın gitgide yozlaşmasına göndermelerde bulunuyor.” —ALI KARIM, Shntsmag “Kitaplar Avrupa’nın dışında milyonlarca satmaktadır ve nedenini anlamak hiç de zor değildir.., bunun nedeni kısmen konunun iyi olmasıdır fakat daha fazla olarak belki de kızgın Larsson’ın doğrudan doğruya hedefe kilitlenmesidir… Son derece etkileyici ve çok iyi bir kitap Serinin diğer kitaplarını bekliyorum.” —ANDREW TAYLOR, Spectator “Larsson’ın kitapları hayatımız için bir tehlike oluşturuyor. Parklar okuyucularla tıka basa dolacak, çalışma dünyası altüst olacaktır. Bütün bunların nedeni hiç kimsenin kitabı elinden bırakamamasıdır.” “İsveç polisiyesi, tıpkı ülkenin kendisi gibi, sınıf ve bir sosyal bilince sahiptir. Onun Savaş ve Barış kitabından önce üretilmiş olması yalnızca bir zaman meselesidir… Konu ve ilerleme usta işidir.” —Sydney Morning Herald “Çarpıcı bir roman, tutku dolu, zihninizi kavrayacak ve esir edecek.” —PETER GUTTRIDGE, Observer “Kitap insan duygularının bir bulmacası gibi adım adım çözülen bir kurguya sahip. Gerçek yaşamın tüm gerçekleri ile içice olan bir yapı söz konusudur … Bu kurgu asla sayılara dayanan bir macera hissi uyandırmaz.” —JONATHAN GİBBS, İndependent on Sunday “Bu kitabın raflarda yerini almasından kısa bir süre sonra ve üçlemenin diğer iki kitabı henüz yayınlanmamışken, Larsson 50 yaşında kalp krizi geçirerek hayata veda etti . . . fakat onun bakış açısı kendisinin hayal bile edemeyeceği geniş bir okuyucu kitlesine ulaştı.” —ROGER PERKINS, Sunday Telegraph “Diğer macera kitabı yazarlarının aksine, Larsson son sayfanın çevrilmesinden uzun zaman sonra bile okuyucuların zihinlerinde var olmayı sürdürmektedir.” —Le Monde GİRİŞ 1 KASIM CUMA Her yıl olan şey yine olmuştu. Çiçeğin alıcısı şimdi seksen ikinci yaşına basıyordu. Paketi açtı ve kağıtları toplayıp bir kenara bıraktı. Ardından telefon ahızesini kaldırdı, emekliliğinden sonra Siljan’a yerleşen cinayet masası komiserinin telefon numarasını çevirdi. Bu iki adam yalnızca aynı yıl değil, aynı günde de doğmuşlardı; birbirleriyle bağlantıları göz önüne alındığında bu, hayatın bir cilvesi olmalıydı. On bire doğru, postalar dağıtıldıktan sonra, telefonun çalacağını bilen eski cinayet masası komiseri, sabah kahvesini içerek bekliyordu. Ama telefon bu defa kez erken bir saatte, on buçukta çaldı. Ahizeyi kaldırdı, kendini tanıtmaya gerek duymadan “Merhaba!” dedi. “Yine geldi.” “Bu defa ne?” “Türünü bilmiyorum. Araştırtacağım. Ama beyaz renkli bir çiçek. “Sanırım yine mesaj yok.” “Hayır, yalnızca çiçek. Çerçevesi geçen sene gönderilenle aynı. Kendi kendinize monte edebildiğiniz şu ucuz çerçevelerden.” “Nereden postalanmış?” “Stockholm’den.” “Yazı tarzı?” “Her zamanki gibi, büyük harflerle yazılmış. Düz ve şık harfler.” Söylenecekler söylenmişti. İkisi de birkaç dakika sustular. Emekli cinayet masası komiseri sırtını oturduğu sandalyeye yaslayarak piposunu tüttürdü. Artık ondan ne olayın çözülmesine yarayacak ne de olaya yeni bir ışık tutacak keskin sorular sormasının beklenmediğini biliyordu. O günler çok gerilerde kalmıştı. İki yaşlı adam arasındaki telefon konuşması. dünyada başka hiç kimsenin bir gıdım bile ilgilenmediği bir sır üzerine, bir çeşit ritüele dönüşmüştü. Latince adı Leptosyenımm Myrtaceae rıtbinetle idi. Süpürge otununkilere benzeyen yeşil yaprakları, iki santim uzunluğunda beş beyaz taç yapraklı çiçegiyle sıradan, çalımsı bir bitkiydi. Yaklaşık on iki santim uzunluğundaydı. Kökeni Avustralya’nın çalılık ve dağlık bölgelerine uzanıyordu. Gür çalıların arasında yetişen bu çiçeğe Avustralya’da Desert Snow Çöl Karı deniliyordu. Uppsalada ki botanik bahçesinde çalışan uzmanın raporuna göre bu çiçek, sıradan bir çiçek değildi ve İsveç’te nadiren yetiştin lebi lın iy ordu. Genellikle, Yeni Zelanda’da çok görülen kuzeni Leptosperımım scoparıum’la karıştırılırdı. Uzmana göre Rubinette’nin taç yapraklarının ucunda, ona pembemsi bir hava veren mikroskobik pembe noktalar vardı. İddiasız bir çiçekti. Hiçbir ticari değeri yoktu. Bilinen hiçbir tıbbi özelliği olmadığı gibi kafa da buldurmuyordu. Ne baharat olarak tüketilebilir ne de bitkisel boya üretiminde kullanılabilirdi. Yalnızca Ayers Rock Irmağı’nın etrafındaki bitki örtüsünü kutsal kabul eden Avustralya’nın yerli halkı Aborjinler için anlamlı bir çiçekti. Bunun dışında çiçeğin varlık nedeni, büyüleyici güzelliğiyle çevresini mest etmek gibi görünüyordu. Uppsalalı botanikçiye göre Avustralya’da bile az rastlanılan bu çiçeğe, İskandinavya’da rastlamak olağanüstü …
Ejderha Dövmeli Kız Yazar Stieg Larsson Çevirmen Ali Arda Yayınevi Pegasus 41 ülkede rekor satış yapan kitaplarının başarısını göremeden 50 yaşında hayata veda eden İsveçli gazeteci Stieg Larsson'un zihne kazınacak sahneler, çarpıcı ve canlı karakterler, okurları adeta yerlerine çivileyecek sürükleyici bir kurgu ile her sayfasını ağır ağır ve dokuyarak yazdığı Millennium serisinin ilk kitabı Ejderha Dövmeli Kız'ı okuduktan sonra, Gefle Dagblad gibi 'bundan daha iyisi yapılamaz' diyebilirsiniz. Ama bu erken bir karar olabilir. Son sözü söylemeden ikincisini beklemenizi tavsiye ederiz. "Olağanüstü… Okuyucular kitabı okurken yerlerinden bile kıpırdayamayacak." -SUNDAY TIMES "Bu kitabı okumaya başladığınızda, ilk adımı hiç atmamış olmayı dileyeceksiniz. Çevreniz kararacak ve kendinizi öykünün içinde bulacaksınız…" -BILD AM SONNTAG "Bu kitap kendisi için söylenen her bir övgü sözcüğünü hak ediyor… Üçlemenin geri kalan iki kitabı bunun yarısı kadar bile iyi olsa, Larsson bize müthiş bir miras bırakmış olacak." -SHARON WHEELER "Larsson'un bu kitabı saatli bir bomba gibi..." -BOB CORNWELL "Hipnotize edici." -USA TODAY "Tam bir dinamit." -LIZ SMITH "Çılgınca… Müthiş bir gerilim." -THE WASHINGTON POST "Büyük bir açlıkla okunacaktır…" -OBSERVER "Larsson'un kitapları hayatımız için bir tehlike oluşturuyor. Parklar okuyucularla tıka basa dolacak, çalışma dünyası altüst olacaktır. Bütün bunların nedeni hiç kimsenin kitabı elinden bırakamamasıdır." -BAMS Sayfa Sayısı 648 Baskı Yılı 2014 KİTAP YORUMU Herkese Cahil Okur’dan merhabalar… Millennium Serisi çıkalı bir hayli zaman oldu, ancak benim henüz ilgi alanıma girmesi nedeniyle ilk kitabı yeni bitirdim. İlk kitap hepinizin bildiği gibi Ejderha Dövmeli Kız. Kitabın ilk sayfalarında, ki bu takriben ilk 100 sayfa kadarı, sizi kendine çekmediğini gerçeğini kabul etmek gerekiyor. Ancak yeterli sabrınız varsa meyvesini alacağınızdan eminim. Mesleğimin de etkisi ile birlikte Mikael Blomkvist’in favori karakterim olduğunu söylemem gerekiyor sanırım. Lisbeth Salander da elbette can alacı karakterlerden bir tanesi. Yaşlı kurt Henrik Vanger ise kötü listemde yer almakta… Kitabın konusuna girip henüz okumamış olanların Kaldı mı bilmiyorum ama… heveslerinin kaçmasını istemiyorum. Genel olarak konu üzerinde bir değerlendirme yapmak gerekirse; bazı noktalarda kitabın sonunu veyahut olayların gidişatını tahmin edebilseniz de etkileyici bir anlatım nedeniyle elinizden düşürmeyeceğiniz bir kitap olacağına eminim. Konu sizi kendine çekmekte oldukça başarılı. Anlatım esnasındaki özellikle Lisbeth Salander’in olduğu bölümlerdeki bazı cinsel içerikli paragrafların beni rahatsız ettiğinin de altını çizmem gerekiyor. Kitap okuduğum sırada aklımdan geçen bir diğer düşünce ise Ejderha Dövmeli Kız’da geçen olaylar ve Lisbeth ile Mikael’in bu olayları çözmek için uğraşları bana Sherlock Holmes ve Dr. Watson’ı hatırlattı. Her iki ikilinin de beraber yaptıkları işlere hayran kaldığımı belirtmem gerekiyor. Kitabın birde film uyarlaması olduğunu biliyorsunuzdur. Kitabı okurken gözümde canlandırdığım karakterlerle, filmde gördüğüm karakterlerin birbirleri ile alakası olmaması beni şaşırtmadı açıkcası. Her kitap uyarlamasında aynı sıkıntıları yaşıyorum. Sanırım sinematik bir gözüm yok D Son olarak da şunu söyleyerek değerlendirmeme son vereyim; kitabın baskı kalitesini ne yazık ki beğenmedim. İçersindeki İngilizce bölümler, ki bu tip bölümleri hiçbir kitapta tasvip etmedim, beni biraz rahatsız etti. Yine de heyecanı ve bilmeceleri seven okurların mutlaka edinip okuması gereken bir kitap diye düşünüyorum. NOT Kitap Çiko’ya aitti. Kendisi böle kitaplar okumaz aslında. Bunları da gaza gelip almış ve okumamış söylediğine göre… D SEÇTİĞİM SÖZLER Aldığı İslami terbiyeyi düşündü, dışlanmışlara yardım etmek tanrısal bir görevdi. Sayfa 51 Henrik Vanger – Sana parayla asla satın alamayacağın bir şeyi verebilirim. Sana Hans – Erik Wenneström’ü verebilirim. Bu sırrı çöz, o zaman mahkemede aldığın yenilgiyi yılın röportajına dönüştürebilirsin. Sayfa 138 Lisbeth İnsanların her zaman bir sırrı vardır. Önemli olan bunların ne olduğunu ortaya çıkarmaktır. Sayfa 146 Henrik Vanger Akrabalığın sevginin garantisi olmadığını keşfettim. Sayfa 154 Henrik Vanger Kaybedeceğin kesinken asla savaşa girme. Sayfa 178 Henrik Vanger Neticede, kardeşlerimin üçü, başka alanlarda ne kadar sağlıklılardı bilemem ama politik anlamda hastaydılar. Sayfa 200 Lisbeth Geriye bir tek her zaman yaptığını yapmak kalmıştı; işi kendinin üstlenmesi ve kendi sorununu kendisinin çözmesi. Bu kesinlikle tek alternatifti. Yani Bjurman’ın sonu hayırlı olmayacaktı. Sayfa 265 Lisbeth Bilgi iktidardır. Sayfa 367 Albay Adolfsson Düşmanın silahının ne kadar iyi olduğunun önemi yok. Seni göremezse vuramaz. Sayfa 459 Martin Vanger Ölüm, misafirliğin sonu oluyor. Sayfa 499 DİĞER YORUMLAR Kitap Kurdunun Kitaplığı'nın Yorumu
ejderha dövmeli kadın kitap özeti