edebiyat söz sanatları 9 sınıf örnekleri
RÜCU(Cayma, dönme, vazgeçme) Önceden söylenen sözden cayma ya da birbiriyle çelişir görünen düşünceleri ileri sürmektir. Rücu sanatına önceki söylenenlerden vazgeçmek anlamı yoktur, tersine önceki söylenenleri geliştirme amacı vardır. 13. TERDİD (Beklenmezlik) Bir olayı, bir düşünceyi beklenmedik bir biçimde
DERSLERİÇIN YARDIMCI SITE. 9 ve 10 . Sınıf Edebiyat Kitap Cevapları. 9. Sınıf Edebiyat Kitabının Cevapları. 2-)NESNE YA DA CANLI VARLIKTIR. ahmet annesine hediye aldı---hediyeyi annesine ahmet aldı.
00:39:55. 9. sınıf ve AYT konusu olan "Şiir ve Söz Sanatları" ile ilgili kazanımları içeren denememizin maksimum süresi 40 dakikadır. Sürenizin sonunda sistem sizi atacağından, lütfen bu süre dolmadan "Bitir" butonuna tıklayınız. Testin tüm hakları simitcay.com'a aittir.
BursaBüyükşehir Belediyespor (erkek voleybol takımı)
Söz sanatının tanımını şöyle yapabiliriz. Dilde kullanılıp söyleyiş güzelliği katan ifadelere söz sanatı denir. Türk edebiyatı söz sanatı açısından oldukça zengindir. Daha önce söz sanatlarını detaylı ve özet olarak anlatmıştık. Şimdi söz sanatları kısaca ele alınacaktır. Teşbih (Benzetme): Edebiyatta ve
Site De Rencontre Au Quebec Canada.
7. Sınıf Türkçe Edebi Türler ve Söz Sanatları Testi Türler ve Söz Sanatları Dersi Konu Söz Sanatları PDF – 7 Sınıf Söz Sanatları Sınıf Türkçe Metinle İlgili Sorular Testi Çöz – Sanatı Nedir? Söz Sanatı Örnekleri ve Kullanımı – Sanatları Edebi Sanatlar – sanatları edebi sanatlar mecaz kinaye istiare sanatları örnekli konu Sanatları Edebi Sanatlar – sınıf söz Ders Ki̇taplarindaki̇ Söz Sanatlariyla İlgi̇li̇ Sorular Sınıf Söz Sanatları Konu Anlatımı I Tane Benzetme Örneği – Türkçe Sanatları Çalışma Kağıdı-1 – Yeni Nesil Türkçe. 7. Sınıf Türkçe Edebi Türler ve Söz Sanatları Testi Çöz. Şiirde kullanılan belli başlı söz sanatları şu şekildedir 1 Teşbih Aralarında çeşitli yönlerden… Read More. 170000 Hakkında Bilgi 9. sınıf edebiyat dersi söz sanatları, Edebiyat, hüsn-i talil sanatı ve örnekleri, intak sanatı ve örnekleri, istiare sanatı ve örnekleri, mecaz-ı mürsel, mübalağa sanatı ve. Söz sanatları, özellikle öğrencilerimizin çokça hata yaptığı konulardan biridir. Bizler de bu nedenle sorulara yaklaşım tarzımızı bu yolla sizlere aktaralım istedik. Öncelikle neler yapmalıyız, neler yapmamız gerekiyor bunlara bakalım. A kişileştirme. B konuşturma. C benzetme. D abartma. Doğru Cevap A. Soru 10 Türkçe Söz Sanatları Test Soruları. Durgunca bir deniz sahilleri öper. Söner ufuklarda sevdalı bir kamer. Yıldız gibi uçar ateşböcekleri. Edebi Türler ve Söz Sanatları Dersi Konu Listesi. Söz sanatları etkinliğine bir başka örnekle devam ediyoruz. Barış Manço'nun "Sen gülünce, güller açar gül pembe" şarkı sözlerinde yer alan sanat nedir? Cevab. 8. Sınıf Türkçe Söz Sanatları Testi Çöz ,8. sınıf söz sanatları, söz sanatları test, söz sanatları konu anlatımı ve örnekleri, söz sanatları 8. sınıf test, söz sanatları test, 8. sınıf söz sanatları testi, 8. sınıf söz sanatları testi, 8. sınıf söz sanatları çalışma kağıdı, söz sanatları test pdf. Türkçe Söz Sanatları Konu Anlatımı… Türkçe Ders Notları. Benzer Gönderiler türkçe dersi cümlede vurgu, ara söz ve yan cümlecik ders notu ve etkinliği ; Meb Ve Ösym'nin En Çok Kullandığı Kelimeler ve Anlamları ; Lgs 2. Dönem Türkçe Konu Anlatımları. Söz Sanatları Testler – Sorular Yanıtlar, soruların bitimindedir… 1. "Çatma kurban olayım çehreni ey nazlı hilal!" dizesinde hangi edebi sanatlar vardır? A Teşhis – hüsn-i talil B Telmih " kinaye C Mecaz-ı mürsel " teşhis D Hüsn-i talil " tecahül-i arif E Tevriye " cinas 2. 5. Sınıf Türkçe Metinle İlgili Sorular Testi Çöz – Testkolik. 0203 Hakkında Bilgi 6. sınıf söz sanatları ile ilgili çalışma kağıdı indir, Çalışma Kağıtları, söz sanatları çalışma yaprağı 8. sınıf, söz sanatları ile ilgili çalışma kağıdı 1 Yorum. Edebiyat 2,dönem 2,yazılı 2006-2007 EGİTİM ÖĞRETİM YILI TAŞPINAR LİSESİ TÜRK EDEBİYATI DERSİ 10. SINIF II…. S-4 Aşağıdaki dizelerde hangi söz sanatları vardır?10… örnekleri ve anlatımı. Söz Sanatı Nedir? Söz Sanatı Örnekleri ve Kullanımı – W. Rücu Sanatı. RÜCU DÖNÜŞ ♦ Söylenen bir sözü geri alıp onun yerine daha güçlü bir söz söylemeye "rücu" denir. ♦ Rücu sanatında söylenen sözün geri alınması, belirtilen düşünceden vazgeçildiği kanısını uyandırsa da aslında o düşünce daha güçlü bir şekilde ifade edilmiş olur. Erbab-ı teşaür. Söz sanatları yerden yedi kat arşa kanatlandık o hızla mısrada geçen söz sanatı nedir 10. Sınıf. 8 sınıf ingilizce 6 ünite kelimeleri 2020. teb çalışma saatleri 6. attach – saldirmak, attend – katilmak, be İnterested İn – İlgİ duymak, become – olmak, clİmb mountaİn – daĞa tirmanmak, complete – tamamlamak, cost – mal olmak bİr Şeye sebep olmak, decİde – karar vermek, develop – gelİŞmek/ gelİŞtİrmek, dream -. Söz Sanatları Edebi Sanatlar – Şiir dili söz sanatları ders notu konu özeti çalışma notları özetler ders anlatım eğitim öğretim kaynakları edebiyat söz sanatları şiir söz sanatları örnekler edebiyat notları edebiyat ders notları. Sınıf Türkçe Edebi Türler Ve Söz Sanatları Konu Anlatımı Yazı Metin Türleri Duygu, düşünce ve hayallerin sözlü ya da yazılı olarak, etkileyici bir şekilde anlatma isteği edebiyatın doğmasına neden olmuştur. A Mecaza Dayalı Söz Sanatları 1. Mecaz. Bir sözcüğün ya da sözün gerçek anlamından sıyrılarak yeni bir anlama gelecek şekilde kullanılmasına mecaz denir. Mecaz genellikle anlatımı daha etkili bir duruma getirmek, anlatıma canlılık katmak amacıyla yapılır. Mecaz anlamlı sözcükler duygu ve hayale zenginlik katar. Söz sanatları edebi sanatlar mecaz kinaye istiare mecazı. _Söz Sanatları; _Metinlerin Sınıflandırılması… _10. Sınıf Arşivi _11. Sınıf Arşivi _12. Sınıf Arşivi… Cümlede sadece kendisine benzetilen geçtiği için açık istiare söz konusudur. Örnek 2 Vurulmuş tertemiz alnından uzanmış yatıyor Bir hilâl uğruna ya Rab, ne güneşler batıyor.. Söz sanatları örnekli konu özeti. edatı Gibi. 3. Benzetme yönü Kuvvetli. Çocuk. Bunlardan benzeyen ve benzetilen aslî unsurlardır. *Kar gibi beyaz ekmeği vardı. *Yanmış bir tavan gibi çöken akşamın altında. Dinleriz, haykırarak kaçışan kargaları. Teşbih-i Beliğ Yalın Teşbih Sadece kendisine benzeyen ve benzetilenden oluşan. Bu kategoride Türkçe Söz Sanatları Testi 2019 – 2020 dosyasına benzer başka dokümanlar da bulabilirsiniz. Benzer dosyaları görmek için yukarıdaki Türkçe Etkinlik ve Çalışma Kağıtları linkine tıklayabilirsiniz. Emeğe ve emekçiye saygı çerçevesinde dosyayı ekleyene teşekkür edebilir, dosyaya oy verebilir, dosyaya yorum yapabilir ve dosyayı sosyal. Bir akşam saat sekiz, dokuz gibi eve dönerken işlek bir caddedeki kaza sebebiyle trafik tıkanmıştı. Solumdaki bankaya takıldı gözlerim. Dört beş kadın canhıraş bankayı temizliyordu. Biri büyük camları silerken içeridekiler de bankoları, yerleri siliyorlardı. Trafik açılana kadar bir süre kadınların temizliğini seyrettim. Söz Sanatları Edebi Sanatlar – Bikifi. Mecaz-ı Mürsel Ad Aktarması Sanatı Nedir? Özellikleri, Örnekleri Mecaz-ı Mürsel Ad Aktarması Benzetme ilgisi söz konusu olmadan, başka bazı ilgilerle, bir sözün başka bir söz yerine kullanılmasıyla oluşturulan mecazlardır. İç -dış ilgisi "Anne, çamaşır kazanı kaynadı,gel!" "Üstünü çıkarıp yatağa uzandı.". 6. sınıf söz sanatları. Söz sanatları nelerdir ? 1- Teşbih Benzetme Özellikleri yönüyle zayıf olan varlığın kuvvetli varlığa benzetilmesi İstiare Eğretileme Yalnızca benzeyen ya da benzetilenle kurulan Mecaz – ı Mürsel. Bir sözün benzetme özelliği olmaksızın başka bir söz yerine Benzer Yazılar 5,6,7, Metin Türleri Edebi Türler Konu Anlatım Ve Çalışma Soruları Söz Sanatları Konu Özeti Söz Sanatları Konu Özeti Söz Sanatları Konu Özeti Metin Türleri konu özeti Türkçe Yapısına Göre Cümle Türleri Konu Özeti Türkçe Cümle Türleri Konu Özeti. Türkçe Ders Ki̇taplarindaki̇ Söz Sanatlariyla İlgi̇li̇ Sorular Ve. 7. Sınıf Türkçe Kazanım Kavrama Testleri, Milli Eğitim Bakanlığı MEB tarafından öğretmen ve öğrencilerin kullanımı için hazırlandı. Yıllara göre ayrılmış testleri PDF olarak aşağıdaki bağlantılardan indirebilirsiniz. NOT Cevap anahtarı listenin altında yer almaktadır. 2018-2019. 2017-2018. 6. Sınıf Söz Sanatları Konu Anlatımı I dinledebiyat. Sınıf Söz Sanatları Konu Anlatımı PDF olarak indirebilirsiniz. Söz Sanatları PDF – 7. Sınıf Söz Sanatları Konu Anlatımı PDF. Söz sanatları, sözün etkisini arttırmak için kullanılır. Hem günlük dilde hem edebiyat dilinde sözün etkileyici olması önemlidir. Söz sanatları sözü temel anlamdan çıkartıp. Söz Sanatları Etkinlikleri 1- Türkçe… Eleştiri Örnekleri 10; Yıllık Planlar 16; Günlük Planlar 2; LGS ile İlgili Yazılar 13; Genel 316. Aşağıya 10 tane benzetme örneği yazdım. Faydalı olmasını dilerim. Benzetme, Türkçe dersinde söz sanatları başlığı altında işlenen önemli b. 10 Tane Benzetme Örneği – Türkçe Denizi. Söz Sanatları Edebi Sanatlar… Görüntülemek istediğiniz başlığa dokunun. Söz Sanatları – 1 Söz Sanatları – 2 » Bu konuyla ilgili test çöz! Not İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…. Söz Sanatları Çalışma Kağıdı-1 – Yeni Nesil Türkçe. 10 İnsanın ötekine özen göstermediği, kendi iyiliği kadar ötekinin iyiliğini de istemediği bir toplumda bireyin mutlu olması zor…. Söz Sanatları Etkinliği 1. Çalışma Kitapçıkları Deyimler ve Atasözleri Etkinliği 1 Türkçe Yorum yap X. Yorum. İsim * Email * Web Site. Kategoriler. Deneme Örnekleri 122. Kategori 6. Sınıf Bursluluk Sınavı Soruları. Soru / Süre 25 Soru / 50 Dakika. Zorluk Orta. Tarih Nisan 5, 2021. 6. sınıf Türkçe bursluluk soruları çöz. 6. sınıf Türkçe İOKBS deneme sınavı ve cevapları. Türkçe bursluluk deneme sınavını çözmek için teste başlayın. Divan şiiri, söz sanatlarına çok yer verir. Halk şiirinde de söz sanatları vardır, fakat bu sanatlar özellikle yapılmamıştır. Şiirin özünde önemli bir yer tutmaz. Halk şiiri için önemli olan söyleyiş güzelliğidir Ak bilekte sarı hakik. Zülüfü gerdane dökük. Gözü mehil kaşı yıkık.
EDEBİ SANATLAR İfadeye zenginlik katmak, anlatımı güçlendirmek gibi amaçlarla kullanılan ifadelere “edebi sanat” ya da “ söz sanatları” denir. Teşbih Aralarında ilişki bulunan iki kavram ya da varlıktan zayıf olanın güçlü olana benzetilmesidir. Bir benzetmede 4 temel öge bulunur Benzeyen Bir güçlü özellik kazanacak olandır. Benzetilen Güçlü özelliğe sahip olup onu “benzeyen”e verecek olandır. Benzetme Yönü Güçlü olanın güçlü özelliğidir. Bu özellik açısında benzetme gerçekleşecektir. Benzetme Edatı Benzetmede kullanılan edatlardır. gibi, kadar ... Dört ögenin de kullanıldığı benzetmelere “tam teşbih” denilir Örnekler Aslan gibi güçlü asker Asker güçlülük açısından aslana benzetilmiştir. Tilki gibi kurnaz çocuk Çocuk kurnazlık yönünden tilkiye benzetilmiştir. Benzetme ögelerinden birinin kullanılmadığı teşbihlere “kısaltılmış teşbih” denilir Örnekler Babası aslan gibidir, dikkatli olmalısın. Benzeyen Benzetilen B. Edatı Benzetme yönü “güçlü” kullanılmamış. Yılan gibi adam Benzeyen B. Edatı Benzetilen Benzetme yönü “sinsi” kullanılmamış. Benzetme ögelerinden sadece benzeyen ve benzetilenin kullanıldığı benzetmelere “güzel benzetme” ya da “teşbih-i beliğ” denir. Örnekler Kömür gözlüm Kömür→ benzetilen / göz → benzeyen Kalem kaşlım kalem → benzetilen / kaş → benzeyen Aslan asker aslan → benzetilen / asker → benzeyen İstiare Bir tam teşbihin ögelerinden sadece “benzeyen” ya da “benzetilen” ile yapılan edebi sanata denilir. İstiare ikiye ayrılır İstiare Benzetme ögelerinden sadece kendisine “benzetilenin” kullanıldığı benzetmeye denir. “Arslanlarımız düşmana karşı hazır bekliyorlar.” cümlesinde “arslan” sözcüğü ile “askeri” kastettiği cümleden anlaşılabiliyor. Ancak “asker” sözcüğü cümlede kullanılmamış. O yüzden bu cümlede açık istiare kullanılmıştır. Örnekler Gülüm, bugün hava çok güzel. Gül gibi güzel sevdiğim. Benzetilen B. Edatı B. Yönü Benzeyen Gözüne baktım, çevresindeki oklardan korktum. Ok gibi sivri kirpik b. Kapalı İstiare Benzetme ögelerinden sadece "benzeyenin" kullanıldığı benzetilenin kullanılmadığı tamlamalara denilir. “Askerlerimiz kükreyerek saldırdı.” cümlesinde benzeyen “asker” sözcüğü var ancak benzetilen “aslan” sözcüğü yok. Ancak cümlenin genel anlamından asker sözü ile aslana benzetme olduğu çıkarılabiliyor. O halde kapalı istiare kullanılmıştır. Örnekler Sözlerin yüreğimi delip geçti. Mızrak gibi delip geçen sözler Benzetilen B. Edatı B. Yönü Benzeyen Yalnızlık süzüldü gözlerinden. Gözyaşı gibi acı veren yalnızlık Benzetilen B. Edatı B. Yönü Benzeyen Kişileştirme İnsan dışı varlık ya da kavramlara insana ait özellikler yüklemeye teşhis ya da kişileştirme denilir. Örnekler Mezarlıkta ağlayan selvileri görünce üzüldüm. Selvi ağaçlarının ağlaması Kuşlar toplanmış, sohbet ediyorlardı. Kuşların sohbet etmesi Bir balina köpek balığını azarlıyordu. Balinanın azarlaması 4. İntakKonuşturma İnsan dışı varlıkların insan gibi konuşmalarına denilir. Aslan − Burası benim krallığım, dedi. Yukarıdaki örnekte aslan için kullanılan “dedi” yüklemi intak değil teşhistir. Çünkü bir şey demek insana ait bir özelliktir. Ancak dediği şey olan konuşmanın kendisi intaktır. Kısaca “ Burası benim krallığım” cümlesi intak, “dedi” sözcüğü ise teşhistir, diyebiliriz. Örnek Horoz − Bana bak kaz, canımı sıkmaya başladın! Kaz - Hadi ya, bak şimdi çok korktum! Tilki Sinsice arkadan yaklaşarak− Hey beyler, Birisi korkmaktan mı bahsetmişti? 5. Kinaye Bir sözün ya da söz grubunun iki anlama gelecek şekilde kullanılmasıdır. Ancak verilmek istenen mesaj ilk anlamında değil ikinci anlamındadır. “Hamama giden terler.” cümlesinde hamama iden her insanın normal şartlarda terleyeceğini herkes bilir. Bu sebeple gerçekten terleme anlamında kullanılması gereksiz olur. Bundan dolayı ikinci anlama dikkat ederiz. İkinci anlam ise “Sonucu iyi bir işe girmişsen sıkıntısına katlanacaksın.” demektir. Örnekler Gülü seven dikenine katlanır. sıkıntıya katlanma= güzel sonuç Mehmet eli uzun biridir. eli uzun= hırsız Mum dibine ışık vermez. 6. Tevriye Kinayede olduğu gibi iki anlama gelecek şekilde kullanım söz konusudur. Ancak burada hangi anlamın kastedildiği kinayedeki gibi açık seçik belli değildir. Anlam örtülüdür yani. Sözü duyan kişi her zaman söylenen anlamın dışındaki uzak anlamı yani ikinci anlamı anlayamaz. Anlasa bile ispat edemez. Örnekler Fuzuli ile Ruhi adlı iki şair yolda giderken yol kenarında bir köpek leşi görmüşler. Ruhi Baksana şu köpek leşi çok fuzuli, demiş. Fuzuli sözü ile “gereksiz” anlamı ortaya koyarken aslında arkadışının da gereksiz olduğunu örtülü olarak kastetmiş. Yerdeki köpek leşi ile alaka kurmuş. Fuzuli- gereksiz Fuzuli ise Vur kıçına çıksın içindeki ruhi, diyerek cevap vermiş. Bu söz ile de köpeğin canını söylüyor gibi görünse örtülü olarak Ruhi adlı arkadaşını katetmiştir. ruhi= ruh “Sarımsak da acı ama her eve lazım bir dişi.” Cümlesinde görünen anlam “ her evde en az bir diş sarımsak bulunmalı.” Görünmeyen tevriyeli anlam ise “dişi” sözünün “kadın” anlamına gelecek şekilde kullanımıdır. Yani “Her evde mutlaka bir kadın olmalıdır.” Demek isteniyor. 7. Mübalağa Abartma Söylenecek ya da yazılacak düşüncenin daha etkili olması için olduğundan fazlaymış gibi aktarılmasına denilir. Örnekler İçimde ateşler yanıyor. → Sıkıntılarını çokluğunu ya da büyüklüğünü anlatmak istemiş. Onu dünyalar kadar seviyorum.→ Sevgisinin büyüklüğü ifade etmiş. Şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda.→ Şair çok şehit verildiğini ifade etmek istemiş. Evliya Çelebi Erzurum’da, “Damdan dama atlarken bir kedi havada donmuş, bahar gelince çözülmüş karşı dama düşmüş, sonra da gitmiş.” şeklindeki cümlesi ile Erzurum’un kışlarının sertliğini anlatmak istemiştir. 8. Tenasüp Uygunluk demektir. Aralarında ilgi bulunan birden fazla kelimenin bir arada kullanılmasına denir. Örnekler “Okulda öğrenci kalem taşır Defter ve silgi hep yanındadır.” → eğitim ile ilgili ilgili materyaller bir arada verilmiş. “Sabah akşamı kovalar Arada sessiz öğlen var.” →Bir günün bölümleri verilmiş. Hepsi zaman bakımından birbiri ile ilgilidir. 9. Tecahül-i Arif Herkesçe bilinen bir şeyi bilmemezlikten gelmeye denir. Örnekler Saçlarına yıldız mı düşmüş senin? → Saçların beyazlamasından bahsediliyor. İnanmıyorum, bu elleri nasırlı adam ben miyim? → Kendisi olduğunu aslında biliyor. Su insanı boğuyormuş işte.→ Bildiği bir şeyi daha iyi idrak etme durumunda söylenmiş. 10. İstifham Cevap istemek amacıyla değil de anlatımı kuvvetlendirmek amacıyla soru sorma sanatıdır. Kısaca cevabı istenmeyen soruya denir, diyebiliriz. Örnekler Ne kadar yakışıklı olduğumu görüyor musun? Bu mahallede kim bana bulaşabilir ki? Kim benden daha hızlı koşabilir ki? 11. Mecaz-ı Mürsel Benzetme ilgisi olmadan bir sözün başka bir söz yerine kullanılmasına denilir. Örnekler Çantaları girişe teslim edin.→ Girişteki görevli / görevliler Bugün Elif Şafak’ı okudum. → Elif Şafak’ın kitabı Tabağımı yiyince annem çok sevindi. → Tabaktaki yiyeceği Sobayı yaktın mı?→ Sobanın içindeki odunları / kömürleri 12. Hüsn-i Talil Zaten gerçekleşen bir olayı güzel farklı bir nedene bağlamaya denilir. Örnekler Seni kıskandığı için güneş dağların ardına kaçtı.→ Güneş zaten dağların ardında batacak. Diken gülü kıskandığı için onun yakınından ayrılmıyor.→ Diken zaten gülün yakınında olur. Ay senin yüzünü görebileyim diye bulutların arasından sıyrıldı. → Ay zaten hareket halindedir. 13. Tezat Anlam bakımından zıt kavramları bir arada kullanma sanatına denilir. Örnek İyi kötü geçinip gidiyoruz işte. Hem ağlarım, hem de gülerim . Bu akşam “Güzel ve Çirkin” adlı filmi izleyeceğiz. Hatırlatma Herkes tarafından bilinen bir olay, kişi, ya da eserden bahsederek anlatılanın etkili ve kuvvetli olması sağlamaya denir. Örnekler Bu gidişle sonum Ferhad gibi olacak. → Ferhad ile Şirin kıssası hatırlatılmış. Benim atalarım dağları delip geçmiş, bu mağaradan mı kurtulamayacağım. → Ergenekon destanı Elindeki sopayı Musa’nın asası mı sandın? → Hz. Musa’nın denizi yaran asası Sultan Süleyman gibi kuşlar ile konuşabilseydim keşke. → Hz. Süleyman’ın diğer canlılar ile iletişim kurabilmesi. 15. Tariz Söylenilen sözün tam tersini kastederek muhatap ile alay etmek amacını taşıyan edebi sanata denir. Örnekler Saçları az ya da hiç olmayan birine Sırma saçlım nasılsın? Maşallah oğlumuz çok zeki, sadece iki senede bir sınıf atlıyor! İnsanların hayvanlara olan bu engin merhameti devam ederse yakında hayvanların nesli tükenecek. 16. Tekrir Anlatımı etkileyici kılmak için belli söz ya da sözleri anlatım içinde tekrar tekrar kullanmaya denilir. Örnekler Söz ola kese savaşı / söz ola kestire başı / Söz ola ağulu aşı /Yağ ile bal ede bir söz Derdime derman arardım / Derdim bana derman imiş Bir ben var bende, benden ileri benden içeri 17. Leff ü Neşr Genel olarak şiirde karşımıza çıkan bir edebi sanattır. Birinci dizede anlatılanlarla ilgili ikinci dizede benzerlik, açıklama ya da karşıtlık üzerinden bilgi vermeye denir. “Gözlerin alev, duruşun vaha su Biri ısıtıyor, öbürü can veriyor.” beyitinde alev –ısıtma / su- can verme ilgisi kurulmuş. Leff-ü Neşr ikiye ayrılır 1. Mürettep Leff-ü Neşr Bunda birinci dizede verilen ile ikinci dizedeki ilgili sözcük sırası aynıdır. Yani bir düzen söz konusudur. Örnek “Ben bulutum, sen bir azgın nehir ↓ ↓ Ben doldururum sen boşaltırsın.” Bulut→ doldurmak / nehir→ boşaltmak Bulut nehirlerin su kaynağı olarak onları doldurur, nehirlerde sularını göl ya da denizlere boşaltırlar. 2. Gayri Merettep Leff-ü Neşr Sıra gözetilmeden yapılan leff-ü neşre denir. Örnek Yukarıdaki şiiri ele alalım “Ben bulutum, sen bir azgın nehir ↙↘ Sen boşaltırsın ben doldururum.” Görüldüğü gibi mürettep leff-ü neşr den farklı olarak sıra gözetilmemiş. Örnekler “Ben bir sedefim, sen nisan bulutu, Ver damlaları, al yuvarlak inciyi.” → Gayrı mürettep “Bakışların fırtına, Duruşun durgun su, Biri alabora eder, biri boğar.” → Mürettep 18. Tedric Birbiri ile ilgili kavramların belirli bir sıra gözetilerek ifade edilmesidir. Örnek Dünya dünyalıktan, ülke ülkelikten, şehir şehirlikten sıkılmışa benziyor. Acaba çizmemi alsam ya da bot, olmazsa bir ayakkabı, belki de bir terlik ... 19. Nida Heyecan, coşku gibi duyguların sesle ifadesine nida denilir. Heyt, benim aslan yiğidim geliyor! Heyyy, bu dağlara yan gele! Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü! 20. Cinas Yazılış ve okunuşları aynı anlamları farklı sözcüklerin bir arada kullanılmasına denilir. Örnek Asmaya Kapımdaki asmaya Ben yârimden ayrılmam Götürseler asmaya→ ikinci dizede üzüm asması, son dizede idam etme şekli olan asma. Biraderim Beyşehir Gölü yanında sazların içinde saz çalıyordu. → saz, kamış / saz→ çalgı aleti 21. Aliterasyon Birbirini takip eden kelimeler içinde ardı ardına aynı ünlünün bulunmasına denilir. Bu şekilde bir ritim oluşur. Buna aliterasyon denilir. Örnek Beni bende eğleyene ben ne deyeyim→” e” ünlüsü sıkça tekrar edilmiş. 22. Asonans Birbirini takip eden kelimeler içinde ardı ardına aynı ünsüzün bulunmasına denilir. Bu şekilde bir ritm oluşur. Buna asonans denilir. Örnek Bin gencin en naif olanı nerededir.→ “n” ünsüzü sıkça tekrar edilmiş. 23. Seci Düz yazıdaki kafiyeye seci denilir. Ayrıldım senden, ayırdılar benden, sevdim seni yeniden, bedenim uzaklaşsada, ruhum ayrılmaz senden
Aşağıdaki örneklerde görebildiğiniz edebi sanatı veya sanatları aşağıdaki sıra noktalı boşluklara yazınız. 1. Ah İstanbul, istanbul olalı Görmedi böyle keder ………… 2. Belki bir gün özlersin Başka adamlarla Başka şehirlerde yürürken …………. 3. Ne aşk var ne mutlu sonlar Buz gibi yalnızlık var Gücün yetmez ısınmaya Hapsolunca yalnızlığa ……………… 4. Gülüşlerim vardı benim Ben kimim ben nerdeyim Tam karşıya geçerken Bıraktığın o el benim …………….. 5. Bu kez pek afilli yalnızlık Aldatan bir kadın kadar düşman ……………. 6. Sövdüm, sövdüm, sövdüm ben dünyaya Acılara, sokaklara, ait olmaya, insanlara ………….. 7. Artık olmaz dedin senle Çok eskitti beni bu hikâye ………….. 8. İs karası gibiyim o temiz ellerinde Dil yarası gibiyim bu masum sözlerinde ………….. 9. Her sabah doğan güneş bir sabah doğmaz oldu Elleri ellerimden kayıp giden yıldız oldu ………… 10. Kuruyup solma aynaya baka baka Ne söyleyeceksen söyle sen dobra dobra …………….. 11. Bak sen ne yazık ki klasik bir tablosun Ne yaparsan yap boşsun ……………… 12. Olur a düşerim ihtimal Baba kapıyı kapatma Olur a düşerim ihtimal Gülüne su ver unutma …………… 13. Kınalı gelin uçuyor yuvadan Günü, saati biliyor yaradan Duvağım, telim, kırmızı kemerim Dileğim bir kız bir oğlan …………… 14. Aynı dili konuşabilseydi adaş dağlar Büyük Ağrı’ya çıkarken de işe yarardı Küçük Ağrı’ya çıkma deneyi Şirin sarptır, Leyla engin, Aslı dik Bundandır Kerem’in Ferhat’a benzemediği …………. 15. Çıldırmış olmalı bu rüzgargülü Dans ederek yanıtlıyor beni pusulam …………. 16. Ve bir dirhem et bin ayıbı örter dediklerine Yalın bir katkı sayılır aşağıdaki yorum Durgun sulardır, aynalardır en yabancınız İnsana uzaktan kendisi gelir …………. 17. Bir vadinin kollarını kavuşturduğu yerde Kıstırılmış, topuğu yaralı kaçağım sanki ………… 18. Dünyanın bütün garsonları yoldaşımdır Nedense hiçbirinin adını bilmem …………. 19. Mürekkep yalpalıyor boş yere kağıtlar kirleniyor. Menzile ulaşmıyor yorgun sözcükler ………… 20. İçimize uğrar diye çalkalanıp beklediğimiz ta . Nuh’un çiçek gemisi denizdağında şimdi ………… 21. Rakı suyla kavgalı, kadeh masaya şaşı Şaşı bakıyor yerdeki fotoğraf duvardakine ………… 22. Hallacı gördüm bir an Ah yanlış anlaşıldım Çırpıldım dar ağacını gördüm ………… 23. Gez kırık, göz eksik, arpacık öğütüldü Parçalara ayrıldı nişan aldığım tüfek ………… 24. Bilemezsin sevgilim Bilemezsin değil mi Sözlerini bilmeden sevdiğin O yabancı şarkı benim Adını söylesem dönüp bakacaksın belki Ama senin kulakların hep tıkalı ………… 25. Durmak istiyorum arkamdasın Ne zaman acıksam aklımdasın Son sayfasında ismin yazılı defterimin Ben adını duydukça kapağını kapatamıyorum Niye mi El yazımı artık ben bile okuyamıyorum ………… 26. Biliyorum bunu ayrıyız işte Gülen iki dudak uzaklığında ………… 27. Hani o çok sevenler Ey dostlar, sevgililer Ben buradayım Ya siz nerelerdesiniz? ………… 28. Kara gözlerinden yaş, yalnızlık süzülür Dünyanın matemi üstüne yürür Sen sevinçler sürünür fırtınaya durursun ………… 29. Sonradan kor sonradan kor Ayrılıklar an be an Akıp gider, akıp gider Zaman sana aldırmadan ………… 30. Be vefasız! Gözlerinden düştüm mü söyle Gördün güzelleri kaldın mı gurbet elde ………… 31. Yok mu? Senin insafın yok mu? Bir güler yüzün çok mu? Dağ mısın taş mısın? …………. 32. Yedi kat eller yakınım oldu Gel kavuşalım artık ………….. 33. Yürüyorum hasretin, acının üstüne Sığmıyorum dünyaya dar geliyor ………….. 34. Gördüm gözümle gördüm Günden güne bittiğini Hissettim başkasına gittiğimi Koca bir masal bu dünya Belki tamamı rüya, bil ………….. 36. Tutuşup yan küle dön Yok bu da yetmez mum gibi eri Hayır hayır ah kıyamam Ben öleyim yeter ki dön ………….. 37. Uzanıp Kanlıca’nın orta yerinde bir taşa Gözümün yaşını yüzdürürüm Hisar’a doğru ………….. 38. Bir lodos lazım şimdi bana bir kürek bir kayık Zulada birkaç şişe yakut yer gök kırmızı ………….. 39. Ben seni de sevmedim adem Doğruyu duymak istiyorsun madem Alt tarafı bir elma yedik beraber Zehir zıkkım olsun bize bal badem ………….. 40. Yandım yanım ah ki ne yandım Bana yeniden şarkılar söyleten kadın ………….. 41. Sanma ki dikecekler meydana Heykelini, taşını Kuş gibi özgür uçmaya kalkma Seller geçemez gözyaşını ………….. 42. Güzel bebek buram buram İnsan, sevgi kokuyorsun Bir küçücük dünya gibi varlığın Sırtında dünyayı taşıyorsun ………….. 43. Hani her şeyindim ben senin? Hani kor dudaklındım? Hani karlarda açan çiçektim? Vazgeçilmezdim ………….. 44. İzmir, İzmir yanıyor Kara sevdam hasretinden ………….. 45. Ölürüm yoluna ölürüm de yine boyun eğmem Yakarım dünyayı uğruna ama sana eğilmem ………….. 46. Öyle sınırsız öyle derin öyle çok severim ki korkarsın Kuruyup çöle dönsem de pare pare olsam da yenilmem ………….. 47. Hele var ki bir tablo Görse şaşar Anibal Ördeklerden bir filo Bir de kazdan amiral ………….. 48. Çağır Karacaoğlan çağır Taş düştüğü yerde ağır Gönül sevdiğinden soğur Görülmeyi görülmeyi ………….. 49. Bilgiyle, inançla, coşkunlukla “Övün, çalış, güven” ………….. 50. Söylerken o sözleri kızardı Hem hazmeder ah, hem kızardı ………….. 51. Geçsin günler, haftalar Aylar mevsimler, yıllar ………….. 52. Yamaçtaki sürüden birkaç çelimsiz kuzu . Haykırıyor “Ya bizi kimler kurban edecek? ………….. 53. Mehmet Hazineler içindesin Bu toprağın altında ne var ne yok Kömür, bakır, altın, demir Hepsi senin, hepsi senindir Çıkar çıkarabildiğin kadar Hepsi benimdir ………….. 54. Aferin oğlum Ahmet Bu yolda devam et Herifçioğlu Sen Mişel’de koyuvermiş sakalı Neylesin bizim köyü, nitsin Mahmut Makal’ı 55. Güzel şeyler düşünelim diye Yemyeşil oluvermiş ağaçlar 56. Mor menekşe boynun burdu Gül kızardı utancından ………….. 57. Her sabah başka bahar olsa da ben usandım Uğramam bahçelerin semtine gülden yandım ………….. 58. Ne nergis ne leylak, ne lale, ne gül Hepsiyle dolu bir selesin güzel ………….. 59. Süleyman tahtını yeller götürür Mührün alıp denizlerde yatırır O gün tatlı suyu acı getirir Aldanma şu dünyaya yalan dünyadır ………….. 60. Gel etme karınca kardeş Ağustos böceğine acı Kabahat onun mu sanki Şarkı söylediyse bütün yaz ………….. 61. Hak güneşi midir karşımda batan Sen mısın sen mısın ey garip vatan ………….. 62. Gördü geçen bu kızıl bulutu gözleriniz Demek bunların hepsi doğru! Cevap veriniz Yok. Hayır söylemeyin acısını bu yasın Zavallı kulaklarım iki defa duymasın ………….. 63. Hiç şaşmayan bir saat gibi işler durur kader Bir gün saat çalar… Çok uzaktan gelir haber… ………….. CEVAPLARI 1. Mecazımürsel 2. Tekrir, aliterasyon, mecazımürsel 3. Teşbih, tezat 4. Mecazımürsel, istifham 5. Teşbih 6. Tekrir, mecazımürsel 7. Açık istiare 8. Teşbih, tezat 9. Teşbih 10. Kapalı istiare 11. Teşbih 12. Kinaye, açık istiare 13. Tenasüp, kapalı istiare, 14. Telmih, kapalı istiare 15. Teşhis 16. Irsal-i mesel 17. Teşhis, teşbih 18. Tezat 19. Teşhis, tenasüp 20. Telmih 21. Tenasüp, teşhis 22. Telmih 23. Tenasüp 24. Kinaye, teşbih 25. Terdit 26. Tezat 27. Nida 28. Kapalı istiare, abartma, tezat 29. Tekrir, kapalı istiare 30. Nida 31. İstifham 32. Tezat 33. Abartma 34. Aliterasyon 35. Teşbih 36. Kapalı istiare, rücu, teşbih 37. Abartma 38. Tenasüp 39. Telmih 40. Kinaye, kapalı istiare, teşbih 41. Abartma, tenasüp 42. Teşbih, abartma 43. Tekrir, istifham, kapalı istiare, teşbih 44. Kapalı istiare 45. Kinaye, abartma 46. Abartma, teşbih 47. Tariz 48. irsal-i mesel 49. İktibas 50. Cinas 51. Tedriç dereceleme 52. Teşhis 53. Tariz 54. Tariz 55. Hüsnütalil 56. Teşhis, Hüsnütalil 57. Tenasüp, açık istiare, kapalı istiare 58. Tenasüp, teşbih 59. Telmih 60. Telmih • 61. Tecahülüarif 62. Rücu 63. Teşbih
Bu dersimizde; Türk Dili ve Edebiyatının ilk ve temel konularından olan Güzel Sanatlar ve Edebiyat konusu incelenecektir. Bu konunun tam olarak anlaşılabilmesi ve sınavlarda başarılı olabilmek için yaklaşık sadece 4 saatinizi teorik çalışmaya ayırmanızı öneriyorum. Bu başlık altında yapılacak incelemede bir çok yeni tanımla karşılaşacaksınız. Güzel Sanatlar ve Edebiyat konusu ile ilgili olarak dikkat etmeniz gereken bir husus daha vardır. Aşağıda yer alan kavram bağlamı sizin mevcut ders müfredatından farklı olsa da ancak sitemizin anlatımımız daha kapsayıcı olduğunu konu anlatımımız tamamlandığında Güzel Sanatlar ve Edebiyat konusu ile ilgili olarak aşağıda yer alan sorulara cevap bulmanız hedeflenmektedirGüzel sanatlar nelerdir? Güzel sanatların sınıflandırılması nasıl gerçekleşmektedir? Edebiyatın güzel sanatlar içindeki yeri nedir?Edebiyatın insan hayatındaki yeri nedir?Edebiyatın diğer bilimler ile ilişkisi nedir?Edebiyatın dil ile ilişkisi nasıl açıklanır?Edebiyatın kültür ile ilişkisi nasıl tanımlanır?Metin nedir? Edebi Metin nedir? Metnin özellikleri nelerdir? Metinlerin sınıflandırılma şekilleri nelerdir? Metinler arasındaki farklar nelerdir?Edebi metinlerin özellikleri nelerdir?Edebi metinler nelerdir? Edebi metinler nasıl sınıflandırılır? Güzel Sanatlar ve Edebiyat konusunun kavram bağlamı ve alt başlıkları aşağıda yer almaktadır. Başlıklar altında hızlıca geçiş yapabilir dilediğiniz konuya geçerek çalışmalarınıza devam İçeriği1 Güzel Sanatlarda Edebiyatın Sanatın Sanatın Sanat-Zanaat Güzel Sanatların Plastik Fonetik Dramatik Güzel Sanatların Sanat Eseri ve Başlıca Güzel Güzel Sanatların İnsan Hayatındaki Yeri ve Sanat ve Sanatçı Edebiyatın Güzel Sanatlar İçerisindeki Yeri2 Edebiyatın Bilimlerle Edebiyat ve Tarih Edebiyat ve Sosyoloji Edebiyat ve Psikoloji Edebiyat ve Felsefe Edebiyat ile Bilim ve Teknik İlişkisi3 Dilin İnsan ve Toplum Hayatındaki Yeri ve Dil, İnsan ve İletişim Dilin Saussure’deki Dil-Söz Dilin Tarihî ve Sosyal Dil ve Kültür Dil, Edebiyat ve Kültür Konuşma Dili ve Yazı Konuşma Dili ve Yazı Dili Arasındaki Dilin Kullanımındaki Farklılıklar4 Metnin Tanımı ve Metinlerin Metinler Arasındaki Farklar5 Edebi Edebi Metnin Tanımı ve Edebî Metinlerin Coşku ve Heyecanı Dile Getiren Metinler Şiir Olay Çevresinde Oluşan Edebi MetinlerGüzel Sanatlarda Edebiyatın YeriSanatın DoğuşuSanatın nasıl doğduğu kesin olarak bilinmemekle beraber resim, heykel, barınak ve dokuma gibi etkinlikleri sanat olarak kabul ettiğimiz zaman, tarihte sanat ve sanatçının bulunmadığı toplum yoktur. İnsanlar, ilk çağlardan bu yana evreni, kendisini, olay ve olguları algılama ve algıladıklarını diğer insanlarla paylaşma ihtiyacı hissetmiştir. Bunun için her dönemde farklı yollar ve yöntemler geliştirmiştir. Duygu, düşünce, heyecan, istek ve beklentilerini sanat yapıtlarıyla ortaya koymuşlardır, ilk insanların duygularının resim diliyle ifadesi olarak sanat, ilkel toplumlarda mağara duvarlarında yer TanımıSanatın tarihi çok eski olduğu için değişik dönemlerde değişik sanat tanımları ortaya çıkmıştır. İnsanlık tarihi boyunca pek çok kişi sanatı kendine göre tanımlamıştır. Bu tanımların ortak noktalarından yola çıkılarak şöyle bir tanım yapılabilir Sanat, insanların, kendileri ve doğa karşısındaki duygu ve düşüncelerini çizgi, renk, biçim, ses, söz ve ritim gibi unsurlarla güzel ve etkili bir biçimde ve kişisel bir üslupla ifade etmesidir. Bir başka tanıma göre ise sanat; bir duygu, tasarı ya da güzelliğin anlatımında kullanılan yöntemlerin tümü ve bu anlatım sonucu ortaya çıkan üstün yaratıcılıktır. Yani insan yaratıcılığının, yeteneklerinin ve düş gücünün; mimari, resim, heykel, tiyatro, müzik ve edebiyat gibi çeşitli ürünlerle ortaya tarihçiler, sanatçı veya estetik bilimi ile uğraşanlar sanatı değişik biçimlerde tanımlamışlardır. Ünlü sanat tarihçisi Herbert Read “Sanat, güzellik duygusunun maddeye yansımasıdır.” der. Benette Groce “Sanat bir anlatım aracıdır ve temeli sezgiye dayanır.” der. Eflatun Platon, sanatı bir I kopyayı tekrar kopya etmek, imgeyi tekrar imgelemek olarak tanımlamış ve sanatın bir yansıtma olduğunu Farkıİnsanların, duygu ve düşüncelerini ses, çizgi ve renklerle ortaya koymaya; başlamasıyla sanat eserleri de oluşmaya başlamıştır. Her sanat eseri, insanla ya da insanla ilişkili bir şeyle ilgilidir; belli bir varlığı anlatır, ondan bir ke- sit ortaya koyar. İnsanların çeşitli ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla yaptıkları i dokumacılık, aşçılık, marangozluk, kunduracılık ve duvarcılık gibi etkinliklere zanaat adı verilmiştir. Bu etkinliklere endüstriyel sanatlar da denmiştir. Burada söz konusu olan, maddi ihtiyaçların karşılanmasıdır. Sanat ise hoş ve güzel etki oluşturmak amacıyla yapılan etkinliklerin bütünüdür. Bu amaçla yapılan ekinliklere zamanla güzel sanatlar denmeye Sanatların SınıflandırılmasıEdebiyat, müzik, resim, heykel, mimarlık, tiyatro vb. insanda coşku ve hayranlık uyandıran sanatlar güzel sanatlar olarak adlandırılır. Her sanatçının kendini ifade ediş şekli farklıdır. Bu; resim, müzik, heykel, sinema, tiyatro, şiir şeklinde olabilir. Sanatçılar sesle, sözle, çizgiyle, renkle, taşla, ahşapla ve benzeri malzemelerle duygu ve düşüncelerini ifade eder. Bu iletişimde kullanılan malzemeye göre farklı sanat alanları ortaya sanatlar, geleneksel sınıflandırma ve modern sınıflandırma olmak üzere iki şekilde sınıflandırılırGeleneksel sınıflandırmada güzel sanatlar, sanatçının kullandığı malzemeye ve sanat eserlerinin seslendiği duyu organlarına göre üç ana başlıkta SanatlarMaddeye biçim veren sanatlardır. Göze hitap ettiği için görsel sanatlar olarak da adlandırılır. Mimarî, resim, heykel, kabartma, seramik, minyatür, hat, tezhip, ebru vb. sanatlar bu gruba girer. Bu sanatlar durağandır; zamanın tek bir anını, tek bir duyguyu SanatlarSes ve söze biçim veren sanatlardır. Kulağa hitap ettiği için görsel sanatlar olarak da adlandırılır. Edebiyat ve müzik gibi sanatlar fonetik sanatlardır. Bu sanatlar sürekli olduğu için zamanın değişik anlarını, farklı duygu ve düşünceleri SanatlarHarekete biçim veren sanatlardır. İnsanın, eyleme dönüşmüş ifadelerle kendini veya bir olayı, bir olguyu anlattığı sanatlardır. Ritmik sanatlar olarak da adlandırılır. Tiyatro, pandomim, opera, müzikal oyun, bale, kukla gibi sahne sanatları, sinema, gölge oyunu gibi türleri bu sanatlara örnek olarak sınıflandırmada ise güzel sanatlar, nitelik ve teknikleri göz önünde bulundurularak Sanatlarıİki boyutlu sanat çalışmaları yani bir eni ve bir boyu olan kâğıt veya tuval üzerine, bir duvar ya da kumaş üzerine uygulanan sanatlardır resim ve türleri yağlı boya, sulu boya, baskı sanatları vb., duvar resmi, minyatür, karikatür, fotoğraf, süsleme Hacim SanatlarıÜç boyutlu sanat çalışmalarıdır heykel, seramik, kabartma, anıtlar Mekan Sanatlarıİç ya da dış mekânı kapsayan ya da düzenleyen sanat dallarıdır mimari, çevre düzenlemesi, mekâna ilişkin tüm tasarım Dil SanatlarıEdebiyat ve yazı türlerini kapsayan sanatlardır roman, öykü, şiir, deneme, anı, günlük, gezi yazısı, tiyatro metni, film senaryosu Ses SanatlarıMüzik ve müziğin bütün türlerini kapsayan sanatlardır halk müziği, klasik müzik, tasavvuf müziği, arabesk müzik, popüler müzik SanatlarMaddeye biçim veren sanatlardır. Göze hitap ettiği için görsel sanatlar olarak da adlandırılır. Mimarî, resim, heykel, kabartma, seramik, minyatür, hat, tezhip, ebru vb. sanatlar bu gruba girer. Bu sanatlar durağandır; zamanın tek bir anını, tek bir duyguyu SanatlarSes ve söze biçim veren sanatlardır. Kulağa hitap ettiği için ritmik sanatlar olarak da adlandırılır. Edebiyat ve müzik gibi sanatlar fonetik sanatlardır. Bu sanatlar sürekli olduğu için zamanın değişik anlarını, farklı duygu ve düşünceleri SanatlarHarekete biçim veren sanatlardır, insanın, eyleme dönüşmüş ifadelerle kendini veya bir olayı, bir olguyu anlattığı sanatlardır. Ritmik, sanatlar olarak da adlandırılır. Tiyatro, pandomim, opera, müzikal oyun, bale, kukla gibi sahne sanatları, sinema, gölge oyunu gibi türleri bu sanatlara örnek olarak Sanatlarıİnsanın sadece beden hareketleriyle anlatım gücü kazanan sanatlardır bale, dans türleri, halk dansları, pandomim Sanatlar İnsanın bir eylemle kendini veya bir olayı, bir olguyu anlattığı sanatlardır tiyatro, opera, müzikal oyun, kukla, gölge oyunu, sinema Sanatların ÖzellikleriGüzel sanatların temeli olan başlıca nitelikler güzellik, etkileyicilik, öğreticilik, evrensellik ve Güzellik estetik, sanatın en önemli niteliğidir. Ancak her dönemin, her toplumun, her bölgenin kendine özgü bir güzellik anlayışı Sanat, estetik yaşantı oluşturmak için gerekli dürtüleri yaratma becerisi olarak görülmektedir. Bu yüzden sanatın en önemli özelliklerinden biri de Tarihe baktığımızda sanatın eğitsel öğreticilik işlevine de tanık oluruz. Başta dinsel öğretiler, sanat aracılığıyla kitlelere Bir Yunan heykeli, bir Osmanlı mimarisi, bir Uzak Doğu resmi farklı anlayışların ürünleridir. Ama bu yapıtların her birinde ayrı bir güzellik, ayrı bir çekicilik buluruz. Bu, tüm insanlığa hitap eden bir güzelliktir. İşte bu nedenle evrensellik, sanatın en temel niteliklerinden Bir manzara ile o manzarayı konu alan resim arasında fark vardır. Biri olandır, diğeri olanı kişinin yorumuna, algısına, zevkine, anlatım biçimine ve içinde bulunduğu her türlü duruma göre değiştirerek yeniden ortaya koymadır. Yani sanat, doğanın olduğu gibi aktarımı değildir. Doğanın değiştirilmesiyle ortaya çıkar. Sanat bireysel bir üretimdir. Ortaya çıkan ürün, benzersizdir. Doğadaki kuş, böcek, şelale vb. sesler ile bir beste arasındaki fark, sanatçının yaratıcılığının Eseri ve Özellikleriİnsanlar tarafından ortaya konmuş, insanlarda estetik hazlar, heyecanlar ve tepkiler uyandırmayı amaçlayan yapıtlara sanat eseri denir. Sanat eseri, bir tasarım sonucu ortaya çıkar. Bir sanat eserinin temel işlevi, insanda estetik tepki doğurmasıdır. Dolayısıyla estetik tavır sonucu oluşan bir eserdir. Bir tiyatro oyunu, bir heykel, bir tablo, bir müzik parçası vb. birer sanat eseridir. Bu eserleri ortaya koyan kişilere sanatçı denir. Sanat eseri; sanatçı, sanat eseri ve sanat eserini anlayıp değerlendiren kişilerden meydana gelir. Her sanat eseri, belli bir varlığı anlatır, ondan bir kesit ortaya koyar. Bir resim, belli bir tabiat parçasının resmidir veya bir insanın tiyatro oyunu, belli olayların simgelenmesidir. Bir şiir ya da müzik parçası ya tabiattan ya da insan ruhundan, insan duygularından bir anlatımdır.– Sanat eserinin en önemli özelliği “biricik” olmasıdır.– Sanatçının özgün kişiliğinin ürünüdür.– Tek tip üretim olmadığından zanaat ve teknolojiden ayrılır.– Duyu organlarına hitap eden bir yapısı vardır.– Evrenseldir, tüm insanlığın ortak malıdır.– Kalıcıdır, geçmişten günümüze, günümüzden geleceğe Güzel SanatlarEdebiyatOlay, düşünce, duygu ve hayalleri dil aracılığı ile estetik bir şekilde nazım veya nesir yoluyla ifade etme sanatıdır. Okuyucuya estetik bir lezzet sunmayı amaçlamayan onu bir konuda aydınlatacak teknik bilgileri içeren yapıtlar bilimsel makale veya kitaplar, gazete haberleri vb. edebiyatın dışında değerlendirilir. Ayrıca edebiyat, sadece yazılı metinleri kapsamaz, bazı edebiyat eserleri sözlü ürünler olarak da ortaya biçim ve anlamlı titreşimler kazanmış hâlidir. Biçim ve titreşim içeren bir ses oluşumunun müzik olarak kabul görmesi için dinleyende duygulara yönelik etkileşim yapması esastır. Müzikte, belli bir ahengin ortaya çıkması için, farklı ses değerlerine sahip “nota”lardan yararlanılır. Müzik; dil ve ırk fark etmeksizin doğrudan duygulara hitap eden bir sanat dalı olduğundan, herkesin anlayabildiği en etkili dildir, insanın eğitim sürecinde müzik önemli yer tutmakta, duyuşsal ve bilişsel yönden onu ve düşüncelerin, herhangi bir yüzeye çizgi ve renklerle hatta günümüzde hemen her tür malzemenin de kullanılarak yansıtıldığı bir sanat dalıdır. Resim yapmakta kullanılan teknoloji; malzemeleri de geliştirmiş, bitki yağlarıyla elde edilen boyaların yerini, daha kalıcı, kullanımı daha kolay boyalar almıştır. Tarih boyunca duvarlara, taşa, tahtaya, deriye, metallere, kumaşlara, kâğıda, cama vb. malzemelere resim taş, maden, tahta gibi çeşitli malzemeyle temsil etme sanatıdır. Üç boyutlu yükseklik, genişlik, derinlik olan bu ürünler, heykeltıraşın duygularını yansıtır. Bu iş, kesim, biçimleme, kalıplama gibi özel tekniklerle hazırlanan çeşitli malzemeyle yapılır. Genellikle insan, hayvan ya da nesnelerin heykelleri yapılır. Taş ve ahşap gibi malzemelerden yontularak yapılabileceği gibi, kil, balmumu gibi ara malzemelerden modellenerek, bronz ve tunç gibi metallerden de dökülebilir. Heykel ve heykelciliğin tarihi eski zamanlara kadar uzanır. Kazılarda mermer, ağaç, taş, pişmiş toprak, metal gibi çok çeşitli malzemelerden yapılmış heykel ve heykelciklere yaşamasını kolaylaştırmak ve barınma, dinlenme, çalışma, eğlenme gibi eylemlerini sürdürebilmelerini sağlamak üzere gerekli mekânları, işlevsel gereksinmeleri ekonomik ve teknik olanaklarla bağdaştırarak estetik bir biçimde inşa etme sanatıdır. Mimari, insanlık tarihinin her döneminde önemini korumuş; dinî yapılardan saraylara ya da bir kentin dokusunu oluşturan basit konutlara kadar her türlü açık ve kapalı mekânı “hatt” sözcüğünden gelen ve yazı, çizgi, çığır, yol manalarına sahip olan “hat” kelimesi, terim olarak “Arap yazısını estetik ölçülere bağlı kalıp, güzel bir şekilde yazma sanatı hüsn-i hat” olarak açıklanmıştır. Bir süsleme sanatı olan hat sanatı ya da hüsn-ü hat veya kaligrafi, yazı sistemleri ve yazı öğeleri kullanılarak geliştirilen, sıklıkla dekoratif amaçla kullanılan bir görsel sanat türüdür. Hat sanatının kendini en çok belli ettiği yerler ince işlenmiş ve küçük boyutlu resimlere ve bu tür resim sanatına verilen addır. Daha çok; kâğıt, fildişi ve benzeri maddeler üzerine yapılmıştır. Kitapları resimlemek amacıyla yapıldığından boyutları küçük tutulmuştur. Minyatürün köklerinin Orta Asya’ya kadar uzandığı bilinmektedir. Yazma eserlerin süslemesinde ve konuların görüntü ile açıklanmasında “nakkaş” adı verilen ustaların eliyle büyük bir beceriyle ile süsleme anlamına gelen tezhip; Kur’an ayetleri, ferman ve berat gibi değerli evrak ve levhaların yüksek manevi değerini ifade etmek amacıyla gelişen bir sanat dalıdır. Tezhipte temel malzeme altın ya da boyadır. Altın, varak denilen, dövülerek inceltilmiş tabakalar hâlinde yoğunlaştırılmış su üzerine özel hazırlanmış boyalarla oluşturulan desenlerin kağıt üzerine geçirilmesi yoluyla yapılan bir süsleme sanatıdır. Özel yöntemlere sahip geleneksel bir süsleme sanatı olan “ebru” sözcüğüne köken olarak bulut anlamına gelen Farsça “ebr” sözcüğü gösterilmektedir. Bu sözcükten türetilen ve “bulut gibi” ya da “bulutumsu” anlamına gelen “ebri” sözcüğü Türkçede değişerek “ebru” biçimini oyuncuların sergilemesi amacıyla hazırlanmış gösteridir. Farklı bir şekilde duyguların ve olayların hareket ve konuşmalarla anlatılmasıdır. Tiyatro eseri, olayları oluş yoluyla gösterir. Bu yönüyle konuşma ve eyleme dayanan bir gösteri bir kavramı, bir düşünceyi, bir konuyu sesle desteklenen devinim- li resimler yardımıyla ortaya koyan sanat dalıdır. Sinema sanatı 20. yüzyılda gelişmiş, kendinden önce yaygınlık kazanmış bulunan edebiyat, resim, müzik gibi çeşitli sanat dallarına dayalı, büyük teknik beceri gerektiren karmaşık bir daha çok; tarihten, mitolojiden, efsanelerden veya güncel olaylardan alan, sözlerinin tümü veya birçoğu bestelenmiş, içinde görsel öğeler barındırabilen dans, dekor, kostüm, ışık vb. sahne sanatıdır. Bir orkestra veya müzik topluluğunun eşliğinde sunulan eserin yazılı metnine “libretto” adı verilir. Oyun süresinin çoğunu sözlü bölümler oluşturur. Sözler, konunun akışına göre belli başlı müzik türleri içinde ve duyguları müzik veya türlü eşyalar eşliğinde bazen dansla, bazen de gövde ve yüz hareketleriyle yansıtmayı amaçlayan sözsüz oyundur. Pandomimde sanatçı, yüz mimiklerini, el kol ve beden hareketlerini kullanarak temayı anlatmaya Sanatların İnsan Hayatındaki Yeri ve ÖnemiSanat, aklı ve duyguları yetkinleştiren, insan hayatının temelini oluşturan en önemli unsurlardan biridir. Sanata ilişkin üretimler bireyi güzelliğe, estetiğe, sevgiye ve hoşgörüye yönlendirerek bireyin ve toplumun çağdaş anlamda gelişimine ve toplumsal barışa katkıda sanatlar alanında ortaya konan eserler, insanları kötü duygulardan arındırarak onlara güzel duygular aşılar. Bunun yanı sıra içinde yaşadığı toplumun ve ulusun insanlarına bir kişilik ve yaşama bilinci aşılayarak birlik sağlar, insanların birbirine yaklaşmasına ortam ve Sanatçı İlişkisiİnsan etkinliği olan sanatın, insanlıkla yaşıt olduğu söylenebilir. Sanat, bir insan uğraşı olarak yine insanın kendini ifade etme yollarından biridir. Herkesin yapabileceği bayağı işler sanat eseri sayılmayacağı gibi, bunları ortaya koyanların da sanatçı olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Bu yüzden bir yapıtın sanat eseri olabilmesi için, insan emeğinin ürünü olması, güzel olması ve biricik olması gerekmektedir. Yani sanat eseri her zaman tek, eşsiz ve benzersizdir. Kopya edilebilen ama asla tekrarlanamayan bir yapıya sahiptir. Sosyal yaşam, sanatçıyı ve sanat eserini; sanat eseri de toplumu etkiler. Sanatçı, çağının ve toplumunun özelliklerinden beslenir ve etkilenir, ortaya koyduğu eserlerle toplumu Güzel Sanatlar İçerisindeki YeriSanatın amacı, insanlarda güzel duygular uyandırmak, insan hayatını renklendirmek, güzelleştirmektir. Resim, tiyatro, sinema, şiir, müzik, roman ve öykünün olmadığı bir dünyada yaşadığımızı düşünürsek sanatın insan hayatı için ne kadar vazgeçilmez ve önemli olduğunu kendilerini, kişisel yeteneklerine göre farklı güzel sanatlarla ifade eder. İşte edebiyat bu güzel sanatların bir koludur. Sözde, yazıda, düşüncede, hayalde güzellik anlamına gelen edebiyat; dil ile gerçekleştirilen, malzemesi dil olan güzel sanat etkinliğidir. Duygu, düşünce ve hayaller dil ile anlatılır. Bu bakımdan dil güçlü bir iletişim aracıdır. Çağlar öncesinde ortaya konan sanat eserleri, dil sayesinde günümüze kadar varlığını Bilimlerle İlişkisiEdebiyat, insanı ve onun yaşamını konu edinen bir sanat olduğundan, insanı inceleyen bilim dallarıyla ilişki kurar, bu bilimlerden yararlanır. Dolayısıyla edebiyat alanında eser veren sanatçıya bu konuda hiçbir sınır konulmamıştır. Böylece sanatçı, eserini oluşturma sürecinde tarihten psikolojiye, felsefeden sosyolojiye birçok bilim dalının verilerini edebiyat sanatının kurmaca dünyası içinde kalarak ve Tarih İlişkisiEdebî eserlerde, tarihî bir konu, olay ya da kişilik işlenebilir. Edebî eser, bir tarih kitabı olmadığı için tarihe bilimsel yöntemlerle yaklaşmaz ve tarihî gerçekliği olduğu gibi, bire bir yansıtmaz. Ancak yansıttığı gerçekliğin tarihî gerçekliğe ters düşmemesi için tarihten yararlanması eserin inandırıcılığı bakımından önemlidir. Tarih romanlarının başarılı ismi Kemal Tahir ile ilgili olarak İsmet Bozdağ’ın aktardığı bilgi, bu düşünceyi destekler niteliktedir “Masasının üstünde 3000 sayfaya yakın not vardı. Kayı aşiretinin Asya göçünü, 13. yüzyıl Bizans’ını, Selçuklular’ını, Moğol’unu iyiden iyiye incelemiş, notlar almış, yapılan gravür ve resimleri görmüş, Anadolu Ahîlik teşkilatını dikkatle araştırmış; o çağ Asya ve Avrupa milletlerinin sosyal ve kültürel yapılarını gözden geçirmiş, saz şairlerinin hayatlarını okumuş, cönkler karıştırmış ve böylece masanın üstünü kaplayan 3000 sayfaya yakın not çıkarmış. Bütün bunlar, yazacağı yeni roman için.”Bir ulusun sözlü ve yazılı dil ürünlerini ve onların yazarlarını bilimsel bir yöntemle tarihî akış içinde inceleyen bilim dalına edebiyat tarihi denir. Edebiyat tarihi, bir ulusun geçmişteki düşünce yapısını, dünya anlayışını, kültür ve uygarlık birikimini yeni kuşaklara aktarır. Böylece kuşaklar arasında köprü kurarak yeni kuşakların daha iyiyi, doğruyu, güzeli bulmalarına yardımcı olur. Bizde Tanzimat Dönemi’ne kadar edebiyat tarihi, şairlerin hayat hikâyelerinin anlatıldığı tezkirelerden ve Sosyoloji İlişkisiEdebiyatın genel anlamda konusu, toplum içinde yaşayan bir varlık olan insandır. Dolayısıyla edebiyat ürünleri de insanı, insanın toplumsal yaşamda diğer insanlarla ilişkilerini ele alır. Bu nedenle edebiyat bir bakıma toplumun yansıtıldığı bir ayna sayılır. Edebiyatın bu yansıtmada yararlandığı bilim dalı ise sosyoloji yani toplum bilimidir. Bu yönüyle edebiyatın ve sosyolojinin konusu edebiyat ürünleri, sosyoloji bilimine kaynaklık edebilir çünkü bunlar insan ilişkileri açısından son derece zengin kaynaklardır. Örneğin, Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın romanlarında yazarın yaşadığı dönemin sosyal yapısıyla karşılaşırız. Cumhuriyet öncesi İstanbul hayatını sosyekonomik yapısıyla tanımak isteyenler için Hüseyin Rahmi’nin romanları birer belge değeri taşır. Bazı edebiyatçılar, topluma yön vermeyi, sosyal fayda sağlamayı amaçlar. Böylece edebiyat toplumu etkiler ve sosyolojinin inceleme alanına girer. Örneğin; Ahmet Mithat’ın “Felatun Bey’le Rakım Efendi” adlı romanı, Batılılaşma karşısında toplumumuzun ve kültürümüzün nasıl etkilendiği meselesini, Recaizâde Mahmut’un “Araba Sevdası” adlı romanı, Batılılaşmayı yanlış anlayan züppe tipini, Halit Ziya’nın “Maî ve Siyah” adlı romanı da Servet-i Fünun sanatçılarını edebiyat ürünlerinden toplumsal yapıyı incelemek için yararlandıkları gibi edebiyatçılar da sosyal yapıyı tanımak için sosyolojinin verilerinden yararlanabilir. Böylece yapıtlarında, sosyal çevreye ait öğeleri daha başarılı biçimde yansıtmış ve Psikoloji İlişkisiİnsan bedeniyle ruhu arasındaki ilişkiyi, çelişki ve açmazları edebiyat ve psikoloji kadar inceleyen, onu birtakım kurallara dayandırma gayreti güden, insan ruhunun gizemli taraflarını, bilinçdışı alanlarını uzun ve ayrıntılı yolculuklarla tanımaya, karanlık noktalara ışık tutmaya çalışan üçüncü bir uğraş alanı yoktur. Bu gerçekten hareketle insanı psikolojik yapısı içinde ele alan edebiyat ürünleri, insanın ruh dünyasını bütün çıplaklığıyla ortaya koymaya çalışır. Özellikle bir romancının, kahramanlarını başarılı bir şekilde canlandırması her şeyden önce onların ruh dünyalarını iyi bilmesine, insan gerçekliğini psikolojik boyutuyla iyi tanımasına bağlıdır. Bu bağlamda bir yazarın psikoloji biliminden yararlanması kaçınılmazdır. Psikoloji ve edebiyatı ortak pay- dada buluşturan nokta, her ikisinin de insan doğasını irdeliyor olması; daha; açık bir ifadeyle gerek davranış gerekse zihinsel işleyişlerini inceleyerek insanın bütününe göndermelerde eserleri, yazarlarının yaşantılarını, duygularını olduğu gibi yansıtmasa da onlardan izler taşır. Dolayısıyla bu ürünlerde yazarın ruh dünyasından izler vardır. İnsanın ruh dünyasına ağırlık veren psikolojik eserler, değişik insanların ruh çözümlemelerini yapar; bu çözümlemeler, çevremizdeki insanları daha iyi anlamamıza yardımcı olur. Mehmet Rauf’un “Eylül”, Peyami Safa’nın “Dokuzuncu Hariciye Koğuşu” adlı romanı başarılı ruh çözümlemeleri içeren ve Felsefe İlişkisiFelsefe tarihine baktığımızda, pek çok filozofun aynı zamanda edebî bir tar- zı kullandıkları görülür, ilkçağ filozoflarından bazıları görüşlerini şiirler şeklin- I de dile getirmişler ve aynı zamanda ozan olmuşlardır. Platon, Augustine, Schopenhauer, Nietzsche aynı zamanda büyük ürünleri, okurda estetik haz uyandırmasının yanı sıra eğitsel ve aydınlatıcı bir işleve de sahiptir. Edebiyat ürünleri, bir düşünce eseri olmamak- i la birlikte kurmaca yapısının sınırları içinde felsefi düşüncelerden de yararlanabilir. Sartre’ın, Albert Camus’nun ve Kafka’nın romanları bu konuda akla ilk gelen örneklerdir. Edebiyatçıların kişisel ve sanatsal gelişiminde felsefe I kültürünün önemi yadsınamaz. Bu nedenle birçok edebiyatçının felsefenin uğraştığı konulara ilgi duyduğu, eserlerinde bu konuları işlediği ve hayatı çeşitli yönleriyle inceleyen bir düşünce sistemi olan felsefe, zaman zaman araç olarak edebiyatta da kullanılmıştır. Bazı edebiyat ürünlerinin arka planında felsefi düşünceler yatar. Ancak bu düşünceler, felsefi metin yalınlığıyla değil, değiştirilip dönüştürülerek estetik bir söylemle anlatılır. Edebiyat ve felsefenin anlatım aracı olarak kelimeleri kullanmaları, aynı dili kullanmaları anlamına gelmez. Çünkü edebiyat, bir sanat türüdür ve zevk içindir. Bundan dolayı da edebiyat ürünlerinde estetik bir söylem kullanılır. İnsan hayatı, onun varoluşu ve özgürlüğü gibi konular, felsefenin soyut diliyle anlaşılır kılınamaz. İşte bu durumda edebiyat devreye girer ve felsefeye I somutluk kazandırır. Edebiyat, bir anlatım aracı olarak felsefeye hizmet etmekte, felsefenin soyut ve kuru kavramsal diliyle anlatılamayanlar, edebiyat ile anlatabilmektedir. Yani edebiyat, sadece estetik bir heyecan uyandırmakla kalmayıp belli bir düşünceyi de ile Bilim ve Teknik Güzel Sanatlar ve Edebiyat konusunun ara başlıklarından olan edebiyatın bilimlerle ilişkisini bu başlık ile tamamlayarak diğer ana başlığa geçeceğiz. Bilim ve teknik, insan hayatını etkileyen, değiştiren, insan hayatına yön veren yenilikleri, gelişmeleri içerir. Bütün bu gelişmeler ve yenilikler, insanı ilgilendirdiği için doğal olarak edebiyat ürünlerinde yer alır. Bir toplumun bilim ve teknikteki seviyesini, yazılan edebî metinlere bakarak tahmin edebiliriz. Bilim ve teknikteki gelişmeler, edebiyatın gelişmesini de etkilemiştir. Örneğin, matbaanın bulunması, herkesin edebî eserlere ulaşımını kolaylaştırılmış, gazetenin çıkarılmasına zemin hazırlamış; bu da gazete çevresinde oluşan edebî metinlerin oluşumunu sağlamıştır. 20. yüzyılda fütürizm makineyi ve hızı sanata sokan edebiyat akımı akımına bağlı sanatçılar edebiyatı tamamıyla teknolojik gelişmelerin bir anlatım aracı olarak ürünlerinde insanı ilgilendiren birçok konu arasında bilim ve teknikle ilgili konulara da yer verildiği görülür. Bilim adamlarının hayat hikayelerini kurmaca bir dünya içinde sunan, bilimsel buluşların ve keşiflerin hikayesini; roman tadıyla veren eserler az değildir. Bunlar arasında öyle eserler vardır ki yakın ya da uzak geleceği öngörerek bilim adamlarına yol göstermiştir, Jules Verne’in romanları bu alandaki ilk örnekler olarak kabul İnsan ve Toplum Hayatındaki Yeri ve Güzel Sanatlar ve Edebiyat dersine dilin insan ve toplum hayatındaki yeri ve önemini inceleyerek devam İnsan ve İletişim İlişkisiDil bir iletişim aracıdır. Duygu, düşünce ve istekler dil ile aktarılır. Duygu ve I düşüncelerin aktarılmasında sözü söyleyen kişi kaynak, söylenen bir söz mesaj, iletilen sözü alan alıcı ve bir de iletişimin yapıldığı iletişim ortamı vardır. Bu düzeneğe iletişim sistemi denir. Bu yönüyle dil, en etkin bir iletişim düşünce ve duyguları bildirmeye yarayan ses, işaret ya da hareketlerin i bütünüdür. Dil, iletişimde yüklendiği işlevlere göre anlam ve ses değeri kazanır. Dil, toplumda yaşayan herkesin kullandığı sözlü bir araçtır; dolayısıyla herkesindir. Açık ve anlaşılırdır. Kullanıldığı yere göre değişik özellikler taşır. Kullanıldığı yere, zamana, kişiye, konuya göre değişir. Konuşulan kişiye göre farklı sözcükler Özellikleri– İnsanlar arasında anlaşmayı sağlayan doğal bir araçtır.– Kendi kanunları içinde yaşayan ve gelişen canlı bir varlıktır.– Milleti birleştiren, koruyan ve onun ortak malı olan sosyal bir kurumdur.– Seslerden örülmüş bir yapıdır.– Temeli bilinmeyen zamanlarda atılmış sözleşmeler sistemidir.– İnsanın varlık sahnesine çıkışıyla ortaya Dil-Söz AyrımıSaussure, dili sosyal bir olay olarak kabul eder ve şöyle der “Dil biliminin tek ve asıl konusu dildir.” Dili açıklarken işaret kavramından yola çıkar ve dilin işaretler sisteminden ibaret olduğunu söyler. Ona göre, bir dil işareti “kavram” ve “ses imajı”nın birleşmesinden ikinci olarak dil bilimi alanında dil ve söz ayrımını ortaya koymuş, bu iki kavramın farklarını göstermiştir. Sözün konuşmanın bireysel, dilin i ise topluma ait olduğunu yani toplumsal bir nitelik taşıdığını söylemiştir. Bir dil, konuşan kişinin kültür düzeyine göre farklılıklar gösterir. Bir kişinin bakkalda, alışverişte ya da sokakta konuştuğu dil ile resmî çevrelerde kullandığı dil farklıdır. Dil, bütün olarak o dili konuşanların konuşmalarının toplamından ibarettir. Teorilerinde konuşma ile dil arasındaki farklılıkları gösterdiği gibi konuşma ile dil arasında sıkı bir ilişkinin bulunduğuna da dikkat çekmiştir. Ona göre, dil ve konuşma iletişimin iki ayrı koludur. Bunlar, birbirleriyle sıkı bir birliktelik içindedir; biri diğeri için önemlidir. Dil için konuşma, konuşma için dil zaruridir. Saussure, dile göre konuşmanın daha eski olduğu dil ve söz arasında ayrım yapar ve dilin niteliklerini şöyle özetlerÇok karışık, nitelikli dil yetisi olgularının oluşturduğu bütün içinde dil, kesin çizgilerle ayırt edilebilecek bir konudur. Sözden ayrı olan dil ondan bağımsız biçimde incelenebilecek bir konudur. Artık ölü dilleri konuşmuyoruz ama onların dilsel düzenini pekala öğrenebiliriz. Dil de söz gibi somut niteliklidir. Bu da incelemeye büyük bir kolaylık sağlar. Dilsel göstergeler temelde anlık bir yanılsama olsa da birer soyutlama değildir. Toplumun onayladığı ve tümü dili oluşturan birleştirmeler, ulusal hafızada yer alan Tarihî ve Sosyal YönüDil, bireyler arasında ortak duygular, kanılar ve idealler oluşturarak ulusal birliği kurar. Bundan dolayı onun, bir toplumu millet yapan öğeler arasında çok önemli bir yeri vardır. Dil, din ve kültür bir ulusun en temel değerleridir ve bunların korunması dilin korunmasıyla mümkündür. Dil, milletlerin tarihine de ışık tutar. Her türlü tarihi ve sosyal olay dil sayesinde sonraki kuşaklara aktarılır. Milli birlik ve beraberlik de toplumu birbirine bağlayan dil ile sağlanmaktadır. Dil, sosyal yapının ve kültürün en önemli aynasıdır. Bu bakımdan dil, ulusları birbirinden ayıran en önemli özelliktir. Doğduğumuz yerin ses özelliklerini içeren dil, zihnimize ve gönlümüze işler. Çağlar boyu ortak kültür ürünleriyle iplik iplik dokunan ulusal benliği saklayıp ve Kültür İlişkisiKültür, bir milletin veya bir topluluğun tarihsel süreç içinde oluşturduğu her türlü ortak değerler bütünüdür. İnsanların yaşamış olduğu olaylar, edinmiş oldukları birikimler dile yansır. Dil bu yönüyle kültürün zenginleşmesine katkı sağlar. Destanlar, türküler, ninniler, halk hikâyeleri, masallar, efsaneler, fıkralar, atasözleri ve deyimler gibi pek çok kültürel değer birer dil ürünüdür. Dil, bu kültürel değerlerin korunmasını, kayıt altına alınmasını sağlar. Aynı dili kullanan toplumlar, ortak kültür değerleri ortaya koyarlar. Kültürel birikimler dil ile nesilden nesile aktarılır yani dilin, kültürün taşıyıcısı olma rolü vardır. Dil, kuşaklar arasındaki bir kültür köprüsüdür. Dildeki gelişmişlik, kültürdeki gelişmişliğin toplum bireyleri arasında duyuş düşünüş, davranış birliği kuran tüm değerleri içine alır. Halkın ortaklaşa ortaya koyduğu türlü değerler, gelenek ve görenekler, sanat varlıkları burada yer alır. Bir toplumun ahlak anlayışı, dünya görüşü, inançları da kültürün ögelerindendir. Ziya Gökalp, dili “kültürün temel unsuru” sayar. Dil, duygu ve düşüncenin kalıbıdır ve bunlar dil kalıbına dökülür. Böylelikle nesilden nesile aktarılır. Dil, kültürün temeli olduğuna göre bir milletin dil ile ifade ettiği sözlü ve yazılı her şey kültür kavramına girer. Her millet dilini ve kültürünü yüzyıllar boyunca yoğurur. Bu sırada, akan bir nehir gibi içinden geçtiği her topraktan bazı unsurları alır. Her gelişmiş milletin konuşma ve yazı dili, karşılaştığı medeniyetlerden alınma sözcük ve deyimlerle doludur. Bu bakımdan her milletin dili, o milletin çağlar boyunca yaşadığı tarihi adeta Edebiyat ve Kültür İlişkisiHer sanat dalının ifade tarzı farklıdır. Ressam renklerle, müzisyen seslerle, mimar ana maddesi toprak ve taş olan maddelerle sanatını ortaya koyar. Edebiyatın da ana malzemesi dildir. Dil sayesinde duygular, düşünceler, sevinçler, üzüntüler dile getirilir. Bu bakımdan dil olmadan edebiyat olmaz; dil edebiyatı, edebiyat da dili besler, geliştirir. Edebî eserler sayesinde dil gelişir, anlam zenginliği kazanır ve sözcük sayısı artar. Bu yönüyle dil “altın”a, şair ve yazarlar da bu altını işleyen “kuyumcu”ya benzer. Hikâyeler, romanlar, şiirler, tiyatro türündeki eserler dil ile diğer önemli bir yanı da ulusal birlik ve beraberliği sağlamasıdır. Aynı dili konuşan, aynı duygu düşünce ve zevkleri paylaşanlar, kederde ve kıvançta birlikte hareket ederler. Bir ulusun maddi ve manevi alanda ortaya koyduğu tüm eserler kültürü oluşturur. Edebiyat da kültürün içerisinde yer alan bir sanat İslâmiyet’ten önceki dönemde ortaya konmuş destanlar, koşuklar, sagular, savlar sayesinde biz o dönemin kültürünü, yaşam biçimini, inançlarını öğreniriz. Kaşgarlı Mahmut’un kaleme aldığı “Divanü Lügâti’t Türk” adlı yapıt, İslamiyet öncesi dönemde yaşayan Türklerle ilgili bilgiler içeren çok zengin bir kaynaktır. Eserinin sözlük bölümünde tanımladığı hemen her sözün, içinde geçtiği örnek cümleleri, şiirleri, atasözleri ve deyimleri vermeye özen gösteren Kaşgarlı Mahmut “Türklerin görgülerini, bilgilerini göstermek için söyledikleri şiirlerden örnekleri kitaba serpiştirdim. Sıkıntılı veya sevinçli günlerde yüksek düşüncelerle söylenmiş olan ve ilk söyleyenden sonra kuşaktan kuşağa aktarılan atasözlerini de kitaba aldım. Böylece kitap en üst düzeyde yetkinliğe ve mükemmel arılığa ulaştı.” diyerek örnekli bir sözlük yazmasının gerekçelerini de Dili ve Yazı DiliKonuşma dili, günlük hayatta diğer insanlarla iletişim kurmak için konuşurken kullandığımız dildir. Bu dil, doğal olduğu için konuşurken cümlemizin i kurallı olup olmadığına, kelimelerin doğru sıralanıp sıralanmadığına, söyle- ı yişin doğru olup olmadığına pek dikkat etmeyiz. Bu sebeple zaman içinde, bölgeden bölgeye değişen birtakım söyleyiş farklılıkları ve kelime farklılıkları ortaya çıkar. Bu farklılıkların tarihî süreç içinde, bölgelere göre geçirdiği j maceradan o dilin lehçeleri ortaya dili ise adından anlaşılacağı üzere yazıda kullanılan dildir. Dilde birliği, I anlaşma kolaylığını sağlamak için kullanılan kitap dilidir, kültür dilidir, edebî i dildir. Konuşma dilinin her bölgenin doğal, günlük dili olmasına karşılık ya- zı dili, okuma yazmada kullanılan ortak Dili ve Yazı Dili Arasındaki FarklarBir ülkede bir yazı dili varken birden fazla konuşma dili dili doğaldır, yazı dili yapma bir dilinde kurallar varken konuşma dilinde dilinin kullanım sahası, konuşma diline göre daha dili günlük hayatta farklılık gösterirken yazı dili Kullanımındaki FarklılıklarBilimsel eserlerde nesnel, açıklayıcı ve anlaşılır bir dil kullanılır. Kesin olanı ifade edecek bir yapı söz konusudur, bu yüzden bu tür eserlere duygular I katılmaz. Felsefi eserlerde kavramlar ve terimler ön plandadır. Günlük konuşmalarda ihtiyacı gidermeye yönelik bir dil kullanılır, en yalın bir biçimde istekler, duygu ve düşünceler dile getirilir. Edebî eserlerde etkileyici bir canlandırma gücü vardır. Burada dil en işlenmiş, en sistemli, en planlı şekliyle karşımıza çıkar. Dilin bütün olanaklarından yararlanılır, mecazlara, imgelere, i söz sanatlarına yer verilir. Her okuyan farklı şeyler anlayabilir çünkü bu eserlerde yoruma açık bir yapı söz Tanımı ve ÖzellikleriMetin, bir yazıyı biçim, anlatım ve noktalama özellikleriyle oluşturan sözcüklerin bütünüdür; dille değişik düzeylerde iletişim kurmanın aracıdır. Metnin niteliğini, anlatma ve anlaşmanın amacı belirler. Verilmek istenen mesaja göre metin oluşturulur. Bu mesaj, metnin türünü, boyutunu, anlatım biçimini ve dil özelliklerini belirler. Bu belirlemede hitap edilen kitlenin özellikleri de belirleyici bir unsurdur.– Metin, belirli bir iletişim bağlamında, bir ya da birden çok kişi tarafından sözlü ya da yazılı olarak üretilen anlamlı bir yapıdır.– Metin, dille çok farklı düzeylerde iletişimde bulunmak amacıyla cümlelerle oluşturulan anlatma ve anlaşma aracıdır.– Metnin oluşumunda sesten paragrafa dil birimleri kullanılır.– Metinde cümlelerin arka arkaya anlamsal bir bağlantı kurularak sıralanmasından paragraflar oluşur. Paragrafta bir ana fikir etrafında sıralanmış cümleler bulunur.– Metinde paragraflar, düşünce birimidir. Bir paragraftan diğerine geçerken dil, düşünce ve anlam birliği sağlanır.– Metinde paragraflar anlatılan konunun boyutuna göre uzunluk ya da kısalık gösterir. Paragrafların bir araya gelmesinden de bir metin makale, fıkra, söyleşi, deneme, hikâye, roman vb. oluşur.– Her metnin bir ana düşüncesi vardır. Metinde ana düşünceyi destekleyen yardımcı düşünceler paragraflarda dile getirilir. Ana düşünce metinde bir cümle olarak belirtilebileceği gibi yazının bütününden de çıkarılabilir.– Metin giriş, gelişme ve sonuç bölümlerinden temel iki ilişki ağı vardırBağlaşıklık Metni oluşturan sözcük ve cümlelerin dil bilgisi kurallarıyla birbirine bağlanmasına bağlaşıklık denir. Bir metinde; ek, kelime ve kelime grupları gibi dil öğelerinin dil bilgisi kurallarına uyularak yan yana getirilmesi, cümlelerin Metni meydana getiren parçalar arasındaki anlam ilişkisine bağdaşıklık adı verilir. Kelimelerin yeni bir anlam ifade etmek için yan yana gelerek oluşturdukları söz gruplarına bağdaştırma anlaşılabilir ve tutarlı olması bu ilişkiler ağının niteliği ile yakından ilgilidir. Her metin, ayrı bir yapıdır. Bir metni oluşturan bütün parçalar metnin tamamıyla bir anlam ve değer kazanır. Metni oluşturan parçalar arasındaki ilişki ağını belirlemek ve sorgulamak metnin amacını ortaya koymaya yardımcı olur. Bu nedenle bir metni oluşturan parçalar arasındaki ilişkiyi belirleme ve açıklama çok SınıflandırılmasıMetinler; gerçeklikle ilişkileri, işlevleri ve yazılış amaçları bakımından farklılıklar gösterir. Bu bakımdan metinler, sanat metinleri ve öğretici metinler olmak üzere ikiye Metinleri Sanatçıların duygu, düşünce ve hayallerini güzel ve etkili biçimde anlatması sonucu oluşan metinlerdir. Şiir, hikâye, roman, tiyatro bu tür metinlerden oluşan eserlerdir. ;Öğretici Metinler Okurları bir konu hakkında aydınlatmak, düşündürmek > ve onlara bazı bilgiler vermek amacıyla kaleme alınan metinlerdir. Makale, fıkra, deneme, eleştiri, söyleşi, anı, günlük türündeki eserler bu metinlerden i oluşan Arasındaki FarklarSanat metinlerinde yan anlam değeri taşıyan ve okuyucunun anlayışına, sezgisine bırakılan ifadelere yer verilir. Mecazlı ifadeler kullanılarak anlatıma çağrışım ve duygu değeri kazandırılır. Böylece okuyucunun yeni ve farklı anlamlar çıkarabilmesine ortam hazırlanır. Sanat metinlerinin, gerçeklerin sanatçının hayal, duygu ve düşünce dünyasında yeniden yorumlanması ve şekillenmesiyle meydana geldiği, bu metinlerde gerçekliğin dönüştürüldüğü unutulmamalıdır.– Sanat metinlerine edebî metinler de denir.– Bu metinlerde estetik ön plandadır.– Sezdirmek ve hissettirmek esastır.– Her okunduğunda yeniden yorumlanmaya açıktır.– Edebiyat biliminin içerisinde yer metinler ise bilgi vermek amacıyla yazılır. Günlük yaşamın gerçeklerini, tarihî olayları, felsefi düşünceleri ve bilimsel gerçekleri anlatan metinlerdir. Genelde kelimelerin temel anlamlarıyla oluşturulduğundan, bu metinler her okuyucuda aynı izlenimi bırakır. Bu metinlerde gerçekliğin dönüştürülmesi söz konusu değildir. Çünkü amaç, gerçeğin yeniden yorumlanması değil olduğu gibi anlatılmasıdır.– Öğretici metinlerde ifadeler açık ve nettir.– Her okunduğunda farklı MetinEdebi Metnin Tanımı ve Özellikleriİnsanların iç dünyasında zevk uyandırmak ve onları etkilemek için ortaya konulan yazılara edebî metin denir. İnsanda estetik duygular uyandıran, insanların duygu düşünce ve hayal dünyasını zenginleştiren dil ürünü eserlere edebî eser denir. Bu anlamda hikâyeler, romanlar, şiirler, tiyatro eserleri, masallar vb. birer edebî eserdir. İnsanlar çağlar boyunca, edebî eserlerle her mekânda ve zamanda anlatma, gösterme ve coşku ile dile getirme biçiminde kendilerini ifade etmişlerdir. Destan, hikâye, roman türleriyle anlatma biçimiyle; komedya, tragedya, dram, opera vb. tiyatro türleriyle gösterme biçimiyle; şiirle de coşku ve heyecanlarını aktarma biçimiyle duygularını dile getirmişlerdir.– Edebî metin, gerçek yaşamı bire bir anlatmayan, o yaşama alternatif, kurmaca olmadığı hâlde varmış gibi tasarlanmış, kurgulanmış bir dünyadır. Gerçek, sanatçının amaçladığı anlam kurgusu içinde değişikliğe uğrar.– Edebî metinlerde dil, bilgi aktarmak veya öğretmek amacıyla kullanılmaz. Sözcükler, günlük hayatta, herkesin bildiği, alışılmış anlamlarıyla değil; yazarın okuyucuya sunmak istediklerine göre yeni anlamlar yüklenir.– Edebî metin, yan anlam değeri bakımından zengindir. Metnin tek bir anlamı bulunmaz, okuyucunun bilgisi, görgüsü, psikolojik durumuna göre farklı farklı yorumlanır.– Edebî metnin soyut anlam boyutu vardır. Bu nedenle anlam yüzeyde ve görünür değil, derinde ve gizlidir.– Edebî metnin amacı, insanların güzel duygular kazanmalarını, zevk almalarını ve etkilenmelerini sağlamaktır.– Edebî metin; duygu, hayal ve hazza dayalıdır, özneldir, özgündür.– Edebî metinde dil, şiirsel poetik işlevde kullanılır.– Edebî metinde verilmek istenen mesaj, metinde yer alan kelimelerle, cümlelerle bütünleşmiştir. Bir edebî metinde kelimelerin yerlerini değiştirmek, bir kelime yerine başka bir kelime koymak mümkün değildir.– Edebî metinde, estetik, en önemli öge durumundadır.– Edebî metnin konusu; doğa ile ilişki hâlindeki en geniş anlamıyla duyan, düşünen, tasarlayan, yaşayan insandır.– Edebî metin, ait olduğu toplumun sosyal ve kültürel özelliklerini taşır. Örneğin Tanzimat sanatçısı Namık Kemal’in eserlerinde o devrin sanat anlayışını, aile, gelenek, görenek ve evlenme gibi konularını görebiliriz.– Edebî metinlerde; dönemin ilmi, felsefi, teknik ve sosyal alandaki verileri, siyasi tartışmaları kurmacanın olanaklarıyla işlenir.– Edebi metinde dile getirilen gerçeklik bir kişiye, yalnız bir olaya veya bir ana özgü değildir. Farklı dönemlerin, birçok olay ve kişinin bu yapı ve söyleyişte temsil edilmesi söz Metinlerin SınıflandırılmasıEdebî metinler kendi içerisinde, coşku ve heyecanı dile getiren metinler ve olay çevresinde oluşan edebî metinler olarak iki gruba ayrılırCoşku ve Heyecanı Dile Getiren Metinler ŞiirDuyguları, izlenimleri, coşkuları dilsel bir anlatım içinde ve özellikle dizeler hâlindeki ritimlerle, uyumlarla ve imgelerle açıklayan Çevresinde Oluşan Edebi MetinlerKurmacanın hayal ürünü imkânlarından yararlanılarak bir olay örgüsünün kişi, zaman, mekân gibi öğelere bağlı olarak anlatıldığı metinlerdir. Bu metinler;Anlatmaya bağlı edebî metinlerGöstermeye bağlı edebî metinlerolarak iki gruba ayrılır. Anlatmaya bağlı edebî metinler ve göstermeye bağlı edebî metinler arasındaki en büyük fark, birisinin anlatmaya ve okumaya; diğerinin ise göstermeye ve seyretmeye bağlı öğrencilerim; Güzel Sanatlar ve Edebiyat konu anlatımı şimdilik bu kadar. Güzel Sanatlar ve Edebiyat konusu hakkında tüm yanlış ve eksiklikleri lütfen iletişim formu ile bize bildirin. Şimdiden iyi çalışmalar. Bu konu ile ilgili test mi çözmek istiyorsunuz. Neden Türkçeci Mobil Uygulamasını denemiyorsunuz?Türkçeci mobil uygulaması hakkında daha geniş bilgi için buraya tıklayabilirsiniz.
edebiyat söz sanatları 9 sınıf örnekleri